Aslında Almanca’da Lügner’dir karşılığı. Fakat bugünden itibaren benim için “yalancı” kelimesinin karşılığı SIEMENS olarak değişti. Özellikle bu deneyimimi burada paylaşıyorum ki bu markadan ürün alacak olan potansiyel müşteriler iki kez düşünerek, başlarına gelmesi muhtemel olayları da değerlendirmeye alsınlar.

11.11.2012 – Pazar

Cevahir SIEMENS’ten bir adet yarı ankastre bulaşık makinası alındı. Alım süreci çok uzun sürmedi. Bir arkadaşımıza giderken model ve kampanyalara bakmak için girdiğimzi mağazada uygun bir kampanya bulduk. 1.700 TL civarında bir fiyata sahip yarı ankastre modellerden birisi 1.061 TL’ye düşmüştü. Mağazadaki satış elemanı Gökçen Bey bizi yüksek miktarda ikna etmişti. Hem de WINGS kartımıza 12 taksit yapıyordu. Acele etmemek ve alternatiflere bakmak adına yan taraftaki BOSCH’a girdik. Aynı model makinaya bakıyorduk. Fiyat 1.700 TL civarındaydı (malum BEKO – Arçelik benzeşmesi). Oradaki satış elemanına SIEMENS’teki kampanyadan bahsedince aynı fiyata ve aynı taksit imkanı ile verebileceğini belirtti. Teşekkür ederek çıktık. Starbucks’ta bir kahve içip durum değerlendirmesi yaptıktan sonra SIEMENS’teki ürünü almaya karar verdik.

Gökçen Bey yine çok cana yakın bir tavır ile satış işlemlerine başladı. Kendisine bu aşamada iki sorum oldu. Birincisi ankastre olan makinanın kapağının montajının servis esnasında yapılıp yapılmayacağıydı. Aldığım cevap -ki daha sonra söylemediğini iddia etti- “Eğer kapak hazır ise arkadaşlar takarlar” oldu. İkinci sorum ise ankastre mikrodalga fırınlar ile ilgiliydi, ki o dakika onu da almayı planlıyordum. İyi ki almamışım. Ödemeyi hemen yaptıktan sonra montaj için tarih belirledik. 17 Kasım 2012 Cumartesi günü önce ürünümüz getirilecek, 1-2 saat sonrasında da servis gelerek montajını yapacaktı. Gökçen Bey’e son söylediğim cümle “çok iyi bir satıcısınız” oldu. Gerçekten de öyleydi, ama ben bunu yaklaşık 20 gün sonra anlayacaktım.

Teşekkür ederek ayrıldık ve bir işi daha bitirmenin mutluluğu ile Pazar günümüzü neşe içinde geçirdik.

18.11.2012 – Cumartesi

Sabahtan ürünün kaçta geleceğini öğrenmek için Cevahir Siemens’i aradım. 14-18 arası gelmelerinin daha uygun olacağını belirttim, kendileri de bu durumu değerlendireceklerini bildirdiler. Saat 15 civarında ürünümüz geldi ve montaj ekibini beklemek üzere salonda dinlenmeye geçti. Fakat o beklenen an gelmedi ve teknik servis gelmedi. 18 sularında Cevahir Siemens’i aradığımda bana kısa bir süre sonra dönüş yapacaklarını belirttiler. Gerçekten kısa bir süre sonra beni arayarak montaj ekibine bilgi verilmediği için bugün içerisinde gelemeyeceğini, en erken Pazartesi günü gelebileceklerini belirttiler. Fakat aksi gibi Pazartesi sabah İzmir’e gidiyordum ve Salı 17’de İstanbul’a inmiş olacaktım. Kendilerine “Salı 18’den sonra” şeklinde randevu verdim. Bu randevu teyitini de daha sonra benim Çarşamba gününü istediğimi iddia edecek olan Emine Hanım ile yaptım -kendisi de Cevahir Siemens’te çalışmaktadır. Bu konuya birazdan geleceğiz.

20.11.2012 – Salı

Uçaktan iner inmez Emine Hanım’ı aradım. Trafiğe takılmıştım ve 18’de ancak evde olabilecektim. Fakat aldığım cevap beni dumurlardan dumura sürükledi. Emine Hanım bana randevumuzun Çarşamba, yani bir sonraki gün olduğunu söylüyordu. Fakat ben bunun imkansızlığının farkındaydım, zira randevumuzun olduğunu iddia ettiği Çarşamba günü 18:30’da Topçuoğlu Nakliyat ile bizim evimizde buluşarak taşınmanın ön görüşmesini yapmak üzere sözleşmiştik. Gerizekalı olmadığımı, zaman yönetimini de çok iyi yaptığımı bilen bir insan olarak verdiği bilgnin yanlış oduğunu, yaptığı hatayı düzeltmesini istedimse de başaramadım. Ne yaptığı hatayı kabul etti, ne yalan söylemekten. Sonuçta ben bir sonraki gün için kayınpederimden evde olmasını rica ederek bir gün daha gecikme ile yaşamayı kabul ettim.

21.11.2012 – Çarşamba

Saat 19 civarıydı. Nakliyat firması az önce ayrılmış, ben de çalışma odasındaki kitapları topluyordum ki kayınpederim aradı. Montaj için gelen servisin kapak takmadığını belirtti. Zaten 4 günlük bir gecikmenin ardından iyice zıvanadan çıkmış bir şekilde Emine Hanım’ı aradım. Nasıl bir rezillik ve yalan dolan ile satış yaptıklarını kendisine sordum. Zira ürün bana satılırken sorduğum iki sorudan ilki olan “kapak takılacak mı?” sorusunun cevabı “evet” olmuştu. Cevabı veren kişi kendi satıcıları olan Gökçen Bey’di. Bana teknik servislerinin kapak montajı yapmadığını, hiçbir zamanda yetkileri olmadığını ıvır zıvır anlatan bir ton cümle söyledi, fakat hiçbir tanesinde satış elemanının söylediği cümle, verdiği söz hakkında bir şey söylemedi. Zekice. O dakikadan sonra da bana kendileri tarafından ne dönüş oldu, ne de bir özür…

SIEMENS Türkiye resmi Twitter hesabı ve web siteleri üzerindeki iletişim formu üzerinden kendilerine şikayetimi dile getirdim. En kısa sürede bana döneceklerini söylediler. En kısa süre ise Almanca’da 9 günmüş. O da bilinçsizce…

30.11.2012 – Cuma

Sabah 11 civarıydı muhtemelen. SIEMENS’in müşteri memnuniyeti anketini düzenleyen firmadan aradılar. Önce konu ile ilgili destek vereceklerini sandım, fakat hak getireydi. Anket yapmak istediler.Kendilerine tüm şikayetleri anlattım, yetkili mercilere bildireceklerini söyleyerek kapattılar.  Az önce müşteri hizmetlerinden arandım. Yetkili yetkisiz bayanın bana söylediği şey sürekli “bizim kapak montajımız yok, Siemens bu konuda destek veremez” oldu. Kendileri için müşteri mmnuniyetinin ne olduğu konusunda da bana az çok fikir vermiş oldu bu bağlamda. Konu hakkında nasıl çözüm üreteceklerini sorduğumda ise bayi ile konuşmam gerektiğini söylediler. Fakat konuşmam gereken bayi, çok değil bana 20 gün önce yalan söyleyen bayiydi. Ne konuştuk hatırlamıyorum detaylı bir şekilde, zira çok sinirliydim. Bana destek veremeyeceklerini, işleri olmadığını ve daha bir çok boş beleş standart çağrı merkezi cümlesini kuruyordu ki “bu konuşma kayıt altında, bana hiçbir çözüm sunamadınız, suratınıza kapatıyorum ve performans değerlendirmesinde bu çağrıyı siz açıklayacaksınız” diyerek kapattım. Laz damarım tutunca acımasız olabiliyorum.

Hemen arkasından Cevahir Siemens’i aradım. Gül Hanım açtı telefonu. Emine hanım’ı istedim yoktu. Gökçen Bey’i verdi. Kendisi muhtemelen şikayetlerimden yaka silkmiş olacak ki tanıdı beni. Bana iki tane can alıcı cümle söyledi ki içim acıdı resmen, Allah belamı versin dedim. Birincisi “Abi o marangoz işi, yok mu yakınında bir marangoz?” oldu ki resmen yalan söyleyip de canı yanmış adam çırpınışıydı bu cümle. İkincisi ise bana en büyük acıyı yaşatan ve standart satıcı sözü olan “ben öyle bir şey söylediğimi hatırlamıyorum” oldu. Bu cümleyi söylediğinde eşim de yanımdaydı ve muhtemelen dört adet kulaktan en azından bir tanesi doğru duymuştur; ki ikimiz de aynı şeyi söylüyoruz… Bana en az beş kere çevremde marangoz olup olmadığını, ben verilen sözün yerine getirilmediği konusunda şikayetimi dile getirdiğimde ise, sanki aslında mağdur kendisiymiş de ben bana söylenmemiş bir şey istiyormuşum gibi “aaaaabi 5’tir aynı şeyi söylüyorsun ama…” tepkisini verdi ki o dakikadan sonra yapacak bir şey olmadığını, kendisinden hiçbir beklentide olmamam gerektiğini çoktan farketmiştim… Bu sefer kendisine son sözüm “Sana o gün çok iyi bir satıcısın demiştim, ama şu an görüyorum ki satıcının önde gideniymişsin” oldu ve suratına kapattım.

An itibarı ile 8 Aralık’ta evime taşınacağım. Bana SIEMENS’in yetkili bayisi tarafından montaj esnasında takılacağı söz verilen kapak hala takılmadı. Evet marangoz bulup taktırmak zor değil, ama sözünde durmakbundan çok daha kolay. Ki muhtemelen gelen montaj ekibine kayınpederim 50 TL gibi bir bahşiş verse değil kapağı takmak, orada takla bile atarlardı. Ama işte Türk mantığı işini tam yapmak değil, hızlı yapıp SİKTİR OLUP GİTMEK’ten ibaret olduğu için şu an ben hala kapaksız bir bulaşık makinası ile uğraşıyorum.

SONUÇ

Bin küsur liralık ürünü satmadan önce dünyanın en iyi satıcısı olan bir insanın “madem beceremiyorsunuz, yapamayacaksınız iade alıcaksınız bu ürünü” dediğinde “öyle bir şey yooooooğk” şeklinde kenar mahalle bıçkınına dönüştüğüne şahit oldum. Eğer ben o gün müşteri kaybedeceğine para keybetmeyi seçen bir deiğer markayı seçseydim belki bunların hiçbiri olmayacaktı, ama ben gerçekten iyi ve dürüst bir satıcı olduğunu düşündüğüm bir adamın sözüne güvenerek durumların bu hallere gelmesine şahit oldum.

O günkü ikinci sorum mikrodalga fırın ile ilgiliydi. O mikrodalga fırını da Arçelik’ten aldım. Şu dakikadan sonra hiç kimseye SIEMENS’i, SIEMENS’in çözüm üretmekten aciz satış ve teknik ekibini önermiyorum; özellikle Cevahir SIEMENS’ten uzak durulmasını öneriyorum. Gidin BOSCH alın, gidin ARÇELİK alın, gidin paraya kıyıp saçma sapan adı sanı duyulmamış markalardan ürün alın; ama en azından insan yerine koysunlar sizi, yalancı damgasını yemeyin. Zira yalancının en büyüğü SIEMENS’in ta kendisiymiş. Ben bugün onu anladım.

NOT : Bu yazıda isimlerden tarihlere kadar her şey gerçektir. Hiçbir isim değiştirilmemiştir, sebebi de yarın öbür gün bu kişiler ile karşılaşacak, eskaza bu mağazadan içeri girecek, bu markadan ürün alacak kişilere tam bilgi vermektir. İşbu yazı tamamen gerçekleri yansıttır; hakaret içermez ve imaj zedelemeyi hedeflememektedir. Bir tüketicinin, basiretsiz bir marka tarafından çözüm üretilemeyen problemi hakkında bilgi paylaşmakta ve tüketicileri bu konuda uyarmaktadır.