O zamanlar vatan sevgisi vardı. Vatanını kurtarmak için kolundaki bileziği, parmağındaki yüzüğü çıkartıp verebilecek kadar sevgisi vardı insanların. Bir’lik vardı, beraberlik vardı. Bugünkü gibi onun kolundaki bileziği almak için binbir türlü oyun, kendi cebini doldurmak için yapılan türlü Ali Cengiz oyunları yoktu.

Hani hep derler, “Atatürk çok ileri görüşlüydü” diye. Sadece Gençliğe Hitabe‘yi okumak yeterli bunun gerçekliğini görebilmek için. Fazlasına gerek yok. Cebren ve hile ile, dahili ve harici beddahlar, zeptedilen tüm kaleler… Çok da yabancı olmayan şeyler olsa gerek bugünkü duruma. İşte Atatürk, bu yazıları yazarken, bu eseri ile hitab ederken gelecekten umudu vardı, ülkeyi emanet ettiği gençlere güveniyordu -hayır, ben artık genç değilim. Çünkü o zaman gözünü hırs bürümüş, parası ile herşeyi yaptırabilecek adamlar yoktu. O zaman vatan sevgisi ağır basıyordu. Ama gel gör ki bugün, Game of Thrones’da da işlendiği gibi, insanlar paranın kontrolü kimdeyse ona itaat ediyor. İşin güzeli para için de değil, kömür için, makarna için. Çünkü insanlar aç. Maslow’un Hiyerarşi’sinin en dibinde bile değil. O kadar aç.

Artık birilerini öldürmekten çekinmiyor dahili beddahlar. Çünkü tüm kaleler zaptedilmiş durumda. Canları istediğince bu kaleleri kullanarak yaptıkları her şeyin üzerini kapatabiliyorlar. Bu kalelerin en önemlilerinden biri olan medyayı ellerine alarak halkın görmesini istemedikleri hiçbir şeyi yayınlamıyor, yanlı propaganda yaparak sadece istediklerini veriyorlar. 15-20 pornocudan tutun da, yapılan protestoların hiçbiri bilinmiyor, çünkü bilinmemesi gerekiyor. Bilinçli internet kullanıcısı olmayan Türkiye’nin büyük bir kısmı onlara yetiyor çünkü. Taksim’de yürüyen 40bin kişi zaten umurlarında değil. Onların milyonları var, istedikleri şehre transfer edip cebren ve hile ile istedikleri sonucu elde etmek için kullanabilecekleri. İşin ilginç yanı, bunu herkesin -medya dahil, bilip söyleyememesi. Çünkü kendilerince hala umudu olanlar, kendilerince yeni cumhuriyetlerinde yer sahibi olmak istiyor, başlarına bir şey gelmeyeceğinin garantisinin yatırımını üç maymunu oynayarak yapıyor. Zaten oynamasalar da evrimin neresinde kaldıkları tartışmalı olduğu için ikinci maymunun ötesine geçemeyecekleri aşikar.

Atatürk şöyle bitirmişti Gençliğe Hitabe’yi;

“Ey Turk İstikbalilin Evladi! İşte, bu ahval ve $erait icinde dahi, vazifen, Turk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktir! Muhtac oldugun kudret, damarlarindaki asil kanda mevcuttur.”

Damar, asil kan, mevcudiyet ve vazife.  Hatta kurtarmak. Onların muhtaç olduğu tek şey kömür ve makarna. Asil olmaktan çoktan vazgeçmişler, kan grubu önemli olmaksızın…