Aslında her şey çok önce başlamıştı ve bir işaretti adeta. Ama zorunluluk işte. Öncesi için; http://www.muratcansahinoglu.com/2011/06/01/turkiye-ne-is-bankasi/

Tarih 09.08.2011 Salı. Someet #3. Gayet eğlenceli falan filan. Someet’in hemen sonunda Kanyon Kitchenette’e geçtik yemek yemek üzere (Kazım Kazım ikilemesi). Yemekten sonra sıra hesap ödemeye gelmişti. İş Bankası ATM kartımı vererek 60 TL çekmesini söyledim garsona. “İşlem başarısız” dedi. Hesabımda para olduğundan emindim, zira az önce kontrol etmiştim. İki kere daha denedik. İkisinde de aynı sonucu aldık. Akabinde garsonun “Hesabınızda para olmayabilir mi?” sözünü gurur meselesi yapıp iPhone’dan İş Bankası Cep Şubesi’ne girdim. Hesabımda para vardı. Fakat 180 TL eksikti. Hemen hesap hareketlerini kontrol ettim ve 23:10, 23:11 ve 23:12 saatlerinde olmak üzere, toplam üç kere 60 TL’lik çekim olduğunu farkettim. Kitchenette ekibi hemen kendi bankaları olan Garanti Bankası’nı, ben de İş Bankası’nı aradım. Abartmıyorum 15 dakika bekledikten sonra bir bayan çıktı. Sistemlerine genel bir sorun olduğunu ve bunun farkında olduklarını, fazla çekilen paramın ise bir sonraki GÜN SONU işlemi ile birlikte hesabıma döneceğini belirtmişi. Fakat şöyle bir sorun vardı. Para hesabımdan çıkmış, fakat Kitchenette’in hesabına geçmemişti. Yani para TCMB’de bir yerlerdeydi. Ben buna ARAF demeyi tercih ediyorum. Sonuçta ne bende, ne onlarda. Dolayısı ile eşimin kartından 60 TL çektirdikten sonra bankaya 180 TL’nin tamamının iade edilmesini talep ettiğimi ve 12’sine kadarbu paranın gelmesini, zira ödenecek faturalarım olduğu için zor durumda kalacağımı TEKRAR TEKRAR belirttim. Sonuçta onların hatası. Ellerinden geleni yapacaklarını söylediklerine inandığım an ise dünyanın en saf adamlarından biri olduğumun kanıtıydı adeta.

Tarih 11.08.2011 Perşembe. Birden fazla gün sonu işlemi yerini gün başı işlemlerine bırakmış, fakat benim 180 TL’mden hala haber yoktu. İş Bankası’nı tekrar aradım ve durumu tekrar anlattım. Paramın bir sonraki gün en geç hesabımda olması gerekliliğini bir daha izah etmeye çalıştım. Zira 180 TL, 20-30 TL gibi sineye çekilip “aman iki hafta sona gelse de olur” denebilecek bir rakam değildi. İkinci birkayıt açtılar ve yine “ACİL” ibaresi eklendi. Ben yine inandım.

Tarih 12.08.2011 Cuma. Sabah hala para hesabımda değildi. Alışılmadık bir durum değil. Tekrar aradım ve muhtemelen dört günde toplamda 2 saatimi banka ile telefonda geçirdiğim sürelerin en uzununu yaşadım. Karşımdaki kişi bana inatla yapabileceği bir şey olmadığını söylüyordu. Bir şey yapabilecek insanlara aktarmasını istediğimde de, bu kişiler Neanderthalmiş de medeniyetten uzak yaşıyormuşçasına “telefonları yok onların dışarıdan ulaşılabilecek, onlar da arayamaz kimseyi” cevabı alıyordum. Kendisi adeta “Allah’ın hakkı üçtür, bir daha deneylim” dercesin bana bir daha kayıt açabileceğimi söylüyordu. Yaratıcılığı ve “bir şekilde” mantığı karşısında gözlerim yaşarmıştı adeta. Zira ben bile bu kadar pratik bir adam değildim. Mağduriyetimi tekrar ve kesin bir dil ile anlattığımda karşılıklı 30 saniye sustuk. Adeta bir gençlik dizisi suskunluğuydu. Ben, telefon ve İş Bankası MT’si (ismini vermeyeceğim zira onu da bu kadar vasıfsız kılan, bankasının belirlediği kurallar). Ve ağzımdan şu sözler çıktı;

– X Bey, karşılıklı susacak mıyız böyle?

O yine sustu. Daha sonra söylediklerim ise kendi açımdan bir banka ile muattabiyette milad olarak kabul edilebilir. Kendilerinin saat 13’e kadar paramı hesabıma yatırmamaları durumunda kendilerini BDDK’ya şikayet edeceğimi belirttim ve “Başka yardımcı olabileceğimbir konu var mı?” sorusuna kibarca zaten yardımcı olamadıklarını söyleyerek telefonu kapattım.

Saat 13:30’da dilekçemi, slip fotokopilerimi ve hesap özetimi gösteren belgeleri BDDK’ya teslim ederken bile tekrar hesabıma bakıyordum, belki bir umut hatalarını farkederler de paramı yatırırlar diye. Hala yatırmamışlardı. Hunharca verdim dilekçeyi ve dosyaya işlenişini büyük bir zevkle izledim. Dilekçeme kaşe vurulduğunda ise 40 derece sıcakta soğuk sudan aldığım ilk yudumun tadını almıştım (erotizm katıyorum aralara çok da kurumsal olmasın diye).

Az önce İş Bankası tarafından arandım. Konuşmanın özeti talebimin 10’unda incelemeye alındığı, 60 TL’nin İş Bankası tarafında kaldığı için hesabıma bugün geçeceği, kalan 120 TL için ise, para diğer banka hesabına geçtiği için dilekçe yazarak talepte bulunmamdı. Gerizekalı olsam buna inanabilirdim. Fakat 2 sene önce aynı sorunu hem de 15 TL için Yapı Kredi ile yaşadığımda (Santralistanbul’da bir satın alım ve yine mükerrer çekim), YKB dilekçe olmaksızın paramı 3 gün içinde hesabıma geri yatırmıştı. 15 TL’den bahsediyorum hem de. 180 TL’nin 11’de 1’i gibi bir meblağ. Fakat burada yanlış olan bir mevzu daha var, zira ben kendilerini 11’inde aradığımda paranın nerede olduğunu bilmediklerini söylemişlerdi.  10’unda başlayan inceleme ve bir koca gün sonunda bulunamayan para. Belki zamanında müdahale edilseydi diğer banka hesabına geçmeden geri bile çevrilebilirdi. Zira Yüksek Lisans programımda aldığım Finansal Bilgi Sistemleri dersi bunun mümkün olduğunu öğretmişti bana. Faka aynı derste “sorumsuzluk” üzerine bir şey anlatılmamıştı.

Az sonra kendilerine dilekçe yazacağım. 60 TL’nin üç günlük, kalan 120 TL’nin ise hesabıma iade edilmesine kadar geçen gün sayısı kadar yasal faizinide talep edeceğim. Telefondaki sözde müşteri memnuniyeti departmanındaki kişi bana bunun olamayacağını söylediğinde “ben o parayı o gün altına yatırsaydım üç günde 20% kar ederdim” cevabını verdiğimde suratını görmesem de muhtemelen kafamda oluşturduğum ifadeyi kullanmıştı : “Bela müşteriye çattık”. Akabinde kendilerine insanlık edip günlük faiz üzerinen yasal kaybımı istediğimi, olayı abartıp altın ve dolar bu kadar yükselmişken yaşadığım kaybı -ki hakkaten altın almaya çok niyetliydim dün- talep etmediğimi söyleyince “siz bunu da ekleyin dilekçeye” karşılığı aldım. Tek amacım nerede olduğunu bilmediğim o para üzerinden, para satan bazı kurumların haksız kazanç sağlamasına engel olmak. Yoksa 180 TL’nin faizi 1 TL bile değil.

Anafikir : Kendi hatasından müşteriyi mağdur eden kurum, kurum değildir. BDDK’ya verdiğim dilekçenin takibini de bırakmayacağım. Bu iş burada bitmez İş Bankası. Bu sefer bunu yapmayacaktın.