3 Temmuz süreci denen, sözde şike davasının başlangıcından tam bir yıl geçti bugün. Geçen sene bugün ben Burgaz Ada’da kahvaltı ederken öğrenmiştim konuyu. O gün de “siyasi” demiştim, kimse inanmamıştı; bugün yine aynısını söylüyorum, muhtemelen kimse yine inanmayacak. Ama en azından bi yılda ortaya çıkanlar ve çıkmayanlar ile belki anlayabilecek kişi sayısı biraz daha artmıştır.

Konu üzerine çok uzuncana bir yazı yazmaya gerek yok. Sadece dünkü olaylar üzerine bir şeyler yazıp çıkıcam.

Saat 09:45

 

 

 

Saat 10 civarlarında Twitter hesabımdan bunu yazmıştım daha mahkeme heyeti salona gelmeden önce. Aziz Yıldırım’ın tahliye edileceğini söyleyip, beraat ile tahliye arasındaki farkı bilmeyen insanları okudukça bozulan sinirim eni bunu yazmaya teşvik etmişti. Nitekim öyle de oldu. Bunu yazdıktan yaklaşık 30-40 dakika sonra, Özel Yetkili Mahkeme’lerin kapatılma kararının çıkmasını takiben ve Sivas Katliamı’nın yıl dönümümünde Aziz Yıldırım tahliye edildi. Fakat ceza alarak. Hakkında “itiraf” bulunan kulübün yöneticileri beraat ederken hem de.

Saat : 12 civarları

 

 

 

 

Hemen takiben “Ohohoho Fenerbahçe CL’ye gidemeyecek, ceza alacak!” diyen şuursuzlar türemeye başladı. Bu da onlara cevaben geldi. Konuyu biraz daha detaylandırmak gerekirse Fenerbahçe hali hazırda geçen yıl Şampiyonlar Ligi’ne gitmeyerek 2010-2011 yılındaki sözde şikenin cezasını çekmekle birlikte, bu yılki katılım hakkını 2011-2012 sezonunda kazandığı için bir yaptırım söz konusu değildir. Ek olarak, Trabzonspor ve Beşiktaş ise şike sürecinde davada yargılanırken Avrupa Kupaları’nda yer aldıkları için, eğer ki bu davadan bir ceza çıksaydı asıl  cezayı onlar alacaktı (5-7 yıl men). Bu davadan kendilerine bir ceza çıkmamasının en büyük sebeplerinden birisi de zaten budur.

Saat 15:00

 

 

 

Daha sabah yazdığım “Amaç Aziz Yıldırım’ın başkanlığını düşürmek” yazısı soğumadan çıkan haberler üzerine attığım tüvit. “Başkanlığı Düştü/Düşecek/Düşer…” başlıklı haberlerin üzerine. Aslında en başından beri oynanan tiyatronun başlıca amaçlarından. Aziz Yıldırım’ı itibarsızlaştırarak başkanlıktan indirmek ve yüksek ihtimalle Murat Ülker’i başkanlığa getirmekti. Fakat taraftarların beklenmedik tepkisi bu stratejiyi değiştirmiş olacak ki böyle bir yola başvuruldu. Bugünkü açıklamalarda ise başkanlığının devam ettiği yazıldı, fakat detayları ne olur ileride, bekleyip görmek gerek.

Peki şimdi ne olacak?

En büyük öngörüm, bundan sonra olacakların aslında çoktan ayarlanmış olduğudur. Sözüm ona dinlemelerin emrini veren Mehmet Ekinci’nin nöbetinde görülen dava, büyük bir tesadüf ile 16. Ağır Ceza Mhk.’ne veriliyor ve buradaki hakim Yargıtay’a geçerken Mehmet Ekinci buraya geçiyor. Yani tüm ayarlamalar yapılmış. Dünkü tahliye kararı sadece beraat ile tahliye farkını bilmeyen insanların ağzına çalınmış bir parmak bal. Ve bu karar yargıtay tarafından onanacak, Aziz Yıldırım’ın başkanlığı düşecek ve yerine KİMBİLİR hangi grubun adamı geçecek, bekleyip görmek gerek.

Buna ek olarak ne Trabzonspor, ne de Beşiktaş ceza almayacak, zira aldıkları takdirde UEFA tarafından çok büyük ceza almaları söz konusu. Fenerbahçe’nin ise CL’den elenmesi gibi bir şey söz konusu değil, zira hem bahsettiğim ceza çekme olayı, hem de kapalı kapılar ardında yapılan CAS Davası pazarlıkları -hani şu namusumuz olan- muhtemelen bu konuyu çoktan çözüme kavuşturmuştur.

Üzerine yazılacak, çizilecek bir şey yok daha fazla. Yıllarda siyaset, futbola girmesin diye uğraşılsa da, aslında siyaset futbolun içine çoktan girmişti. Şike konusunda ise en tecrübeliler duayen sayılırken, hakkında tek bir kanıt olmayan takımın “tescilli şikeci” ilan edilmesi bu ülkenin ironisinden kaynaklansa gerek. Gerçi bir ihtimal ismi lazım değil bazı yöneticilerin, başka takım oyuncularına gönderdiği TOFAŞ marka arabalar hala kullanılıyordur. Hatıra.