Benim için çok başka bir deneyim oldu aslında dün akşamki Ekşi Sözlük 12 Yaşında Zirvesi. 2004 yılı yazında Koşuyolu Park’ında ilk zirveme katılıştım. Kimseyi tanımıyordum. 2011 yılında Hilton Convention Center’da belki 100+. zirveme katıldım. Yine kimseyi tanımıyordum. Ha bu kötü anlamda ya da “bakın ben asosyal bir gerizekalıyım” anlamında değil. Sözlüğün büyümesi ile alakalı. Ece demişti 3-4 sene önce, “Yaş günü zirveleri en sonunda stadyumda yapılacak” diye. Eğer tarihi itibarı ile daha uygun hava şartları olacak olsa, muhtemelen en verimlisi o olur zaten. Neyse…

2005 yılında Ekşi Sözlük 6 Yaşında Zirvesi’ne gitmiştik, şu anki Romeo & Juliet Performance Hall olan yerin o zamanki adı her ne ise orada. Uzun uzun yazmaya gerek yok, felaketti. Bildiğin kötüydü yani, organizatör arkadaşlar alınmasın. 1000 kişi gelmişti yanılmıyosam (o zamanın parasıyla) ama o kadar kalabalık bir oganizasyon buram buram acemilik kokuyordu. İşte 5 sene önce ne kadar acemi ve sorunlu olduysa o zirve, dün akşamki de o kadar profosyoneldi. Hilton Convention Center doğru seçim olmuş; aktiviteler, yemek ve içki seçimleri yerinde. Adeta “Sözlük insanı bunları istiyor!” en doğru şekilde analiz edilmiş. Fiyatlar uçuk değil (Bir gece önce Romeo Juliet’te Jack Daniels’a 25 lira istediklerini görünce öpüp başıma bile koydum).

İnanılmaz bir kuyruk vardı mekana vardığımızda. Fakat sonra gelen duyuru ile rezervasyon numarası 10.000 – 24.000 arasında olanlara öncelik tanınacağı bilgisi geldi ve dakika beklemeden içeri girdik. Kapıdan girer girmez Emre ile karşılaştık (düşünen hayvanın önde gideni). Adam organizatörlerden olunca bir anda VIP hissettim kendimi, “bak dedim organizatör adam karşıladı kapıda seni” dedim içimden. Kapıda sorun varmış, ona bakmaya gelmiş. Ama biraz muhabbet edebildik. O hep kulağındaki telsizi dinlerken bir yandan da bana anlamlı cevaplar vermeye çalışıyordu. Çok da sorun değildi, ben onu bir akşam Ferdane’de kıstırırdım zaten… Sonra görüşmek üzere ayrıldık. Über düzenli olan içeride name tag’lerimiz anında verildi (rezervasyon numarasına göre sıralanmış), yazar veya +1 olma durumuna göre verilen turuncu ve yeşil bilekliklerden turuncu olanlar alındı ve MaxiPara kartımızı almak üzere banka tarafına gittik. 1 dakika içinde, 50 TL yüklü kartımı almış ve aktivitelere uzanmak üzere alt kata inmeye başlamıştım bile. Aktivitelerden aklımda kaldığı kadarı ile Sony PS3 Move ve GT5; dart, basketbol, Ekşi Sözlük Bilgi Yarışması (iPad’in en verimli kullanıldığı yeri gördüm şu güne kadar), parmak güreşi ve treasure hunt tadında harfleri toplayıp “ekşi” kelimesini tamamlayınca oyuncak araba kazandığın bir yarışma vardı. Gayet tatminkardı. Alt katta yanılmıyorsam 4 tane Kafe Pi vardı. İçki sırası yoktu. Tek sıkıntı sigara içme alanı ve yemek sırasıydı sanırsam. Yemek sırası sorununu da yemeği çıkınca Taksim’de yiyerek çözünce bizim için bir sorun kalmamıştı pek. Üst katta daha çok Rock’n Coke’un kapalı mekandaki yansıması vardı. Bir festival düzenindeydi. Ünlü’yü dinledik, Bedük’ün bir kısmını dinleyip çıktık, Yahel’e sadece selam gönderebildik arkadaş vasıtası ile. Fakat genel olarak, geliş amacımız da olduğu doğrultusunda, tanıdıklarla muhabbet etmek için nispeten daha sakin olan alt katta takıldık. Bir ara Sözlük zirvelerinin ruhu olan “gerzekce eYlenme” olayını 4 tane kamışı birbirine geçirip ona buna limbo yaptırarak tekrar bile canlandırdık; ama uzun muhabbetler en güzel tarafıydı. Zira kimsenin o 5-6 sene önceki insan olmadığı barizdi (5 sene öncekki bir fotoğrafı koyucam bu yazının sonuna). Olgunlaşmıştık, ama hala aynı -saf değil- gerzek insanlardık. 4 kamışla Ibiza moduna girebiliyorduk… Biz birbirimize öyle sevmekten öteye geçmiştik ki…

Şimdi buradan görebildiğim, muhabbet edebildiğim adamlara da bir selam edeyim. Kesinlikle alfabetik falan değil, akla geliş sırası. Calibra, thewarlord, cyrus, dashersw, venus, carmilla, yersen, aviator, cha, dusunen hayvanin onde gideni, huzursuz, esismen, aib, mir, shiba, keep clubbin (+1), 24th fret, deadstar, catamenia, thug love (bu adamla action figure muhabbeti yapicaktim, olmadi), holy diver, rainbyte, phyromane, gregory, 386dx (adam ta İngiltere’den gelmiş) ve son olarak the best is yet to come (Friday Night Lights muhabbeti yaptığımızı nasıl da unutmamış adam, ben unutmuşum)… ve aklıma gelmeyen daha tonla adam. Benim için zirve bundan ibaret olduğu için çok eğlendim. Geldim, gördüm, muhabbet ettim ve döndüm. Amaç orada olup, bir şekilde bir yerinden tutup bir şeyler kattığın bir oluşumun organizasyonuda bulunmak, bu bulunma esnasında da en az senin kadar katkı vermiş dostları görmekti. Süper oldu.

Dün gazetede bir haber okudum. “Ekşi Sözlük, Twitter’dan daha etkili” diyordu haberin başlığında. Özet olarak herhangi bir şeyi etkileme konusunda yüklü miktarda etkili bir sosyal medya mecrası olduğu yazıyordu. Belki eskisi kadar dğil, ama evet; hala Ekşi Sözlük bu ülkedeki en güvenilir ve en çeşitli yorum alınabilecek mecra. Gerek Sub-Etha Network’undeki daha spesifik alt siteler olsun, gerek sözlüğün kendisi olsun. 50bin adet bilinçli insanın bir araya geldiği başka bir ortam, hatta bu kadar verimlisini bulmak… Zor… Ve ben 2004’ten beri bu bilinçli insanlarla aynı sosyal mecrayı paylaştığım için, 49.900’ünü tanımasam da mutluyum.

Yanımda olmadığı için objektifime değil, telefonuma yansıyan fotoğraflardan buyrun;

Emeği geçen herkesi öpüyorum. Emre’ye özel, bi ara Ferdane yapalım diyorum…