Kamyoncular araçlarının arkasına yapıştırır gelenekselleşmişcesine; “Rampaların ustasıyım, gözlerinin hastasıyım” minvalinde bir sürü çıkartma. Arkadan takip ederken görürsünüz. Sonra rampaya geldiğinizde hakkaten bir bakarsınız, o usta kamyoncu 6 tonluk kamyonu tık demeden tırmandırıyor o rampaya. Hakkaten usta olduğunu anlarsınız. Çünkü muhtemelen hayatının ehliyet aldıktan sonraki hatrı sayılır bir kısmı direksiyon başında, bunun da belli bir kısmı rampalarda, gerek tırmanırken, gerek inerken geçmiştir. Sosyal medya uzmanları ise böyle değil aslında. Hiçbirinin bilgisayarında “İçerik benden sorulur, RT’lerin KIRALI!” şeklinde çıkartma göremezsiniz. Onlar genellikle LinkedIN ve kişisel web sayfası gibi mecralar üzerinde barınırlar. Orada uzmanlıklarını ve uzman olduklarını yazarak etkileşim yapmaya çalışırlar. Peki gerçekten uzmanlar mı? Ya da daha basit bir şekilde, sosyal medya uzmanı diye bir şey gerçekten var mı ? Tartışalım…

Bugün sokaktan geçen adama “sosyal medya nedir?” diye sorsan en azından bir Facebook ya da Twitter cevabını alırsın. Yanlış olmayan, sokaktaki adama göre tatminkar bir cevap. Peki sosyal medya gerçekten nedir? Nasıl başlamıştır? Sosyal medya bir “Facebook” ya da “Twitter” değildir öncelikle. 90’larda kullandığımız mIRC, ondan önceki forumlar ve hatta o zamanların sistem yöneticilerinin kullandığı TELNET de sosyal medyadır. Yani aslında bu meret 20 yılı aşkın bir süredir var. Daha fazla detayına girmek istemiyorum sosyal medya tarihinin, zira onu benden çok daha iyi anlatacak iletişimci arkadaşlar bulunmakta. Birisine şuradan ulaşabilirsiniz. Bizim derdimiz sosyal medya uzmanları ile…

Nedir sosyal medya uzmanı? Kendilerine sorulduğunda sosyal mecralara hakim, projeler geliştirebilecek, sayfa yönetebilecek, markaları yönlendirebilecek vesaire vesaire… Bunlar “Sosyal Medya Uzmanı” tamlamasının sosyal medya kısmını oluşturuyor -ki buraya daha sonra döneceğim; peki “Uzman” kısmı? Kim onları “uzman” olarak nitelendiriyor? Ben değil? Yanlış hatırlamıyorsam İzmir’de düzenlenen TedX konferanslarından bir tanesi üzerine Twitter’da dönen konuşmalardan birisinde bir kullanıcı şöyle demişti; “Sosyal medyanın kuralları olsaydı, uzmanı bu kadar çok olmazdı”. İşte “Uzman” yakıştırmasının bu kadar rahat yapılabilmesinin yegane sebebi bu. Çünkü sosyal medyanın -mecra kuralları ve etik- haricinde kuralı yok.

Kendi adıma konuşursam -çevremdeki arkadaşlarımdan da biliyorum-90’ların sonunda forumlar ile başlayan bir sosyal medya geçmişim var. Forum, chat, Ekşi Sözlük, Yonja, Facebook, Twitter… derken nerden baksan 10-15 yıldır çeşitli mecralar üzerinden “sosyalleşiyorum”. Bu süreye bakıldığında kendime “sosyal medya uzmanı” diyebilecek bir geçmişe sahibim. Ama bugüne kadar hiç demedim. Çünkü sosyal medya her gün gelişen bir şey. Varolan mecraların değişen kuralları ve yeni özelliklerine ek olarak, her gün yeni bir mecranın açılması, o mecraların yaşam-ölüm döngüleri gibi determinantlar hesaba katıldığı zaman, kişi t zaman zarfında hiçbir zaman “sosyal medya uzmanı” olamayacaktır, çünkü her gün yeni bir şey öğrenip kendini geliştirmediği sürece, bu döngülerin gerisinde kalacaktır. Bu benim şahsi görüşüm tabii ki. Dolayısı ile ben kendime bugüne kadar hep “Sosyal Medya Yöneticisi” ya da “Dijital Proje Yöneticisi” demeyi tercih ettim. Aslında “Sosyal Medya Emekçisi” çok güzel bir title olsa da kartvizit üzerinde sıkıntı yaratabilir diye tercih etmedim.

Peki, şimdi bir de LinkedIN üzerinden ilerleyelim. Erdal Erdoğdu’nun bir süre önce bir muhabbet esnasında bana verdiği rakamlara göre LinkeIN üzerindeki Türk kullanıcıların %10’u Sosyal Medya Uzmanı. 1.000.000 kullanıcı üzerinden hesaplarsak bu sayı 100.000 eder. Muhabbetin üzerinden zaman geçmesini ve sapmaları da hesaba katarsak 1.300.000 civarı kullanıcı arasından 75.000 tane sosyal medya uzmanı var gibi bir yuvarlamaya varıyoruz, ki bu da %5 gibi bir rakam yapıyor (doğruluğundan emin olunmadığı için afaki konuşulmaktadır, şu an kontrol edince LinkedIN Türkiye kullanıcı sayısı 737.000 gözükmekte). Peki bunların ne kadarı gerçekten uzman? Detaylı inceleme fırsatımız tabii ki yok, fakat kendi network’ümdeki insanları incelediğimde bunların neredeyse  %90’ının Facebook, Twitter, Youtube… gibi mecraların özelliklerini senden benden önce çözmüş, hiçbir uzmanlık yetisi olmayan “early adopters” denen kategoriye dahil olduğunu söyleyebilirim. Kalan %10 ise gayet “Pioneer” kategorisine dahil. Ha işin komiği ben de “Early Adopters” kategorisindeyim. Neyse…

Peki ben bu kişiler için neden “hiçbir uzmanlık yetisi olmayan” dedim? Bunun için sosyal medyanın ne için kullanıldığı konusunda hemfikir olmamız gerekiyor. Benim açımdan sosyal medya = iletişim’dir. Demek ki temelde bir iletişim bilgisine sahip olmak gerekli. Bunu az çok blog yazan, Facebook üzerinde vakit geçiren, bikaç marka takip eden kişiler bir nevi yapabilir. Peki iletişim neden ve nasıl kuruluyor? Önemli olan bu. İletişimin nasıl kurulduğu öncelikli olarak bir “strateji” dahilinde kuruluyor. Markanın kurumsal imajı, duruşu, iletişim stratejisi… Bunun hazırlanmasında bir çok etken var ve strateji nasıl hazırlanır bilmeden iletişim kurmak mümkün değil. Peki. Bir şekilde stratejiyi hazırladık. Ama bir destek noktamız olması lazım. Neden bir strateji kurduk ve iletişim yapıyoruz? Satış ve Pazarlama. En basidinden, Starbucks’ın her gün girdiği “Bugün yorgun musunuz? Yorgunlunuzu atmak için Toffee Nut Latte’mizi öneriyoruz” içerikleri bile satış hedeflemektedir. Çünkü ben o içeriği görünce Starbucks’a giderek o kahveyi alıyorum, beni buna yönlendiriyor. Yani nedir? Sadece iletişim stratejisi değil satış, pazarlama, pazarlama stratejileri, tüketici davranışı gibi bir sürü daha determinant devreye giriyor ki bunlar sadece sosyal medya yönetimini düzgün yapabilmek için gerekli kalifikasyonlar. Uzman olmak için gerekli olanları saymıyorum bile…

Peki gerçekte nedir sosyal medya uzmanı? Sosyal medyadn anlamayan, kendilerinden daha az bilgi sahibi kişilere süslü sözler ve onların anlamadığı dillerde bir şeyler anlatarak bir şekilde kendilerini üstün/uzman belletip, en basidinden ve genellikle sayfa yöneterek bu işten para kazanan/kazanmaya çalışan “sosyal medyacı”lardır. Çünkü bir kişi gerçekten uzmansa, bunu belirtmeye ihtiyaç duymaz. Bir de bunların “Sosyal Medya Danışmanı/Stratejisti/Evangelist” gibi kendini daha süslü satanları vardır ki, sağdan soldan okuduğu üç beş cümle ile edindiği fikirlerin uygulanabilirliğini sorgulamadan sağda solda anlatır, egosunu tatmin eder. İşte asıl onların karşısında kamyoncu bile benim için daha bilgili bir insandır…