Muhtemelen 80’lerin sonuydu. Dedemin Technics marka bir amfisi, Sharp marka bir Deck’i, çok muhtemel Dual marka da bir pikabı vardı. Bu sistemde Boney M ve The Beatles plakları dinleyerek hazırladım kendimi ilkokul yıllarıma. Daha sonra bu sistem 12 yaşımda bana hediye edildi ve yerini Arçelik’in kabinli efsane müzik setlerinden biri aldı. İlk CD çaları gördüğüm model oydu. Ama ben yine eski alışkanlıklarımdan ödün vermeyerek plak dinlemeye devam ettim. Kendime ait ilk pikabım babamın bana verdiği çalışmayan Dual HS-27 oldu. İyi bir ustasını bulamadığım için elektrik sistemini (hala) tamir ettiremedim ve çalışır halde göremedim kendisini dünya gözü ile. Kendime ait ilk “çalışan” pikabım ise kayınpederimin eski AKAI’si oldu. Fakat onu da amfim olmadığı için dinleyememiştim, çünkü dedemin bana verdiği sistem yıllar önce eskiciye verilmişti anlayamadığım bir sebepten ötürü. Kendime ait ilk “çalışan” ve “dinleyebildiğim” pikabımı ise 3 yıl önce teyzem Tchibo’dan almıştı. Dijital bir pikaptı ve amfiye ihtiyacı yoktu. Hemen LG sinema sistemime bağlamıştım ve ilk dinlediğim albüm Pink Floyd – Animals olmuştu.

Yukarıda saydığım üç pikabım da hala duruyor. İki tanesi çalışıyor, çalışmayan ise hala Dual. AKAI’mi bağlamak için geçtiğimiz haftasonu bir Pioneer analog sistem aldım ve çalışma odamı analog bir cennet haline getirdim. Tchibo’dan hediye gelen dijital pikabım ise salonda misafirlik olarak halen hizmet vermekte. Şimdi buraya kadar okuyan insanlar merak ediyor olabilir “bu adam bu yazıyı neden yazdı?” diye. Issız Adam filminden beri yükselen bir plaktan müzik dinleme hevesi var. Son iki haftadır da çeşitli yayın organlarının bilindik yazarları plak ve pikap kültürü üzerine yazılar yazıyorlar. Bir trend oluştu ve bu trende nemalanırcasına. İşte ben bunun üzerine bu yazıyı yazıyorum veburadan sonrası da benim plak ve pikap kültürü görüşümü anlatacak.

Plak konusunda fikrine değer verebileceğim yegane insanlardan birisi Kanat Atkaya’dır. Gerek müzik bilgisi, zevki; gerek kültürü; gerekse Radyo Eksen’de yaptığı program ile (33/45) zaten kendisini anlatan bir insan kendisi. Hoş ben onu SkyTurk’te futbol konuşurken de sıkılmadan izliyordum, ama bu bambaşka. O yüzden piyasada trend olan ne varsa onun hakkında yazıp, tek bir konuya odaklanamayan insanlara karşı bir antipati besliyorum.

Plak/Pikap nedir mevzusuna hiç girmeyeceğim. Zira bunun için Google gibi bir şey var. Ararsın, tarihini öğrenirsin. Bazıları gibi de gidip “şöyle amfi, şöyle sistem alın, şahane ses alırsınız” gibilerinden bir yazı da yazmayacağım; zira plağa gerçekten meraklı olan kimsenin bir ses sistemine verecek 5,000 – 10,000 TL’si olacağını sanmıyorum.

Plak dinlemek için gereken tek şey bir pikap ve eğer pikap amfisiz ise bir adet amfidir ya da preamp’tır. Normal sinema sistemlerinin AUX çıkışına bağlayarak dinleyemezsiniz, çünkü eski amfilerde PHONO çıkışı vardır ve bu çıkış içinde yükseltici barındırarak gelen sesi daha yüksek hale getirerek duyulabilir hale getirir. Yeni dijital sistemlerde ise bu mevcut değildir. Tabii ki bir amfi sahibi olmadan da dinlenebilir pikap. Kadıköy Yazıcıoğlu’na gidip giriş katında arkada bulunan elektrikçilerden 70 TL’ye bir adet PREAMP temin de edebilir isteyen.

Bugün yazılan yazılara bakıyorum, insanlar nasıl ses sistemleri olduğunu anlatıyor; sistemlerinden ne kadar pürüzsüz ve net ses aldıklarından bahsediyorlar; 5,000 TL’lik sistemlerinin ne kadar şahane olduğunu yazıyorlar. Fakat anlamadıkları tek şey önceki paragrafta yazdığım şey. Plak dinlemek için 5,000 TL’lik Technics amfiye, 1000 WATT’lık Bose hoparlörlere ya da altın kaplama/optik ses kablolarına ihtiyaç yok. O kadar net ses istiyorsan zaten git CD dinle, FLAC dinle. Plak dediğin zaten analog’dur. Sese mükemmelliğini veren çıtırtıdır, eski pikabın bazen takılması, bazen hareket kolunun plak bittikten sonra kalkmadan yerine dönerken plağı “bzzzt” diye çizmesidir. Mazoşist değilim, plakların çizilmesine tabii ki karşıyım; ama bir plağa yaşanmışlığını veren bu çiziklerdir. Plak dinlemek, sistemde mükemmelliği yakalamak ile olmaz; o mükemmel olmayan sistem ile anı mükemmel şekilde yakalayarak olur.

Peki plak dinlerken nelere dikkat edilir? Sadece doğru plağı seçmeye.Dinlerken gerçekten zevk alacağınız müziği bulmak ve “aaabi mp3’ünü açalım ne uğraşçaz çevirmekle felan?” diyen arkadaşlara sahip olmamak yeterlidir. Buna ek olarak yeni plaklar iyidir, ama eski plaklar daha iyidir. Plaklar konusunda ise ahkam kesecek durumda değilim; sadece belli başlı aradığım şeyleri konusunda bilgim var. Ama bu kouda ahkama ihtiyacı olanlar Kadıköy Caferağa’da Rainbow 45’e uğrayarak Salih Abi ile muhabbet edebilirler. O size neyin hangi baskısı iyidir, fiyatı nasıldır, nasıl olmalıdır diye söyler; kesinlikle de kazık atmaz.

Bir de son olarak moda ya bu aralar; ben de yazayım analog ses sistemimi de içimde kalmasın;

Analog Sistem :

– AKAI AD-210 Pikap

– Pioneer SA-740 Amfi

– Pioneer SG-550 Ekolayzer

– Pioneer DT-550 Timer

– Pioneer CT-540 Deck

– Pioneer TX-301 Radyo / Receiver

– Creative Inspire-4400 4.1 Ses Sistemi

Dijital Sistem :

– LG HT1000-EV 5.1 Sinema Sistemi

– TCM DL-423G Dijital Pikap (Tchibo Pikabı)

Hani olur ya, bunlar ne kadar diye soranlar olur; onu da yazayım. Analog olan Pioneer sistemi toplam 250 TL’ye aldım. Az önce araştırırken gördüm, birisi 700 TL’ye satmaya çalışıyormuş. Öyle bir dünya yok. AKAI pikabım hediyeydi, ama piyasada 150-200 TL aralığında bulunabiliyor. Creative sistem ise 50 TL gibi bir fiyata bulunabilir internette maksimum. Toplam 500 TL’lik bir sistem ile dünyanın en mutlu insanıyım. Dijital sistemdeki sinema sistemini ise televizyonum ile birlikte 400 TL’ye vermişlerdi. Tchibo’dan alınan pikap ise, alındığı sene 220 TL’ye satılıyordu; toplam 620 TL’lik bir diğer sistem ile yine dünyanın en mutlu insanıyım.

Yani neymiş? Plak dinlemek için öyle ahım şahım sistemlere gerek yokmuş. Gerçekten dinlemek istiyorsan ve yeterince araştırma yaparsan 500 TL’lik sistemden aldığın zevk, 5,000 TL’lik sistemden aldığın zevkten daha fazla olabilirmiş.

Save the Vinyl, Long Live Analog.