Uzun zamandır takip ettigim bir “Penguen” bölümü olmaktan ziyade; her okuyusumda kendimdem birseyler buldugum; bir nevi kendimi okudugum kisim.

Oldum olasi; hayatta en nefret ettigim karikaturlerdir uzun olanlar. Genellikle tek karelik; bilemedin iki karelik karikaturleri oldum olasi sevmis; fakat daha fazlasini her daşm okumaya usenmis ya da direk sonunu okuyup hicbir sey anlamamakla yetinmisimdir. Fakat takriben 2 sene once; hatta belki 3; universite denen uzak okulun yollarini asindirmaya basladim baslayali; yolda zaman gecmesi adina; tuvalette camasir suyunun arkasini okumak fiilinden yola cikarak; en kucuk dipnotlari bile okumaya basladim – bu baglamda sunu farkettim ki cok uzun cumleler kuruyorum; lakin hosuma gitmedi degil.- . O aralar tanidim kendisini dolayli yollardan. Uzun bir sure boyunca da dolayli yollardan tanisik kaldik. Neyse…

Tahminimce 3 seneye yakin bir suredir okumakta oldugum bir kose Sandık İçi; fakat dedigim gibi sadece bir kose olmaktan ziyade; kendimi buldugum bir “şey”. Burada uygun kelime bulamadim o yuzden “şey” yazdim. Özel bir anlami yok. Ayri ayri yazmayacagim; fakat çoçukluk aşkından, izlenilen çizgi filmlere; küçükken sıkılan palavralardan, korkulara; ilk sevgiliden, ayrılıklara kadar kelimesi kelimesine; hatta daha uygun bir bicem de konusma baloncugu konusma baloncuguna ayni olan iki yasam -gerzeklesiyorum muntazaman!-.

Ve 3 sene gecti aradan. Biz Rock’n’Coke’taydik. Bir duyum aldik “Ersin gelicekmis oglum lan?!” diye. İnanmadik. Fakat daha sonra kendisini ortamlarda imza dagitirken -daha dogru olmasi acisindan imza cizerken- gorunce pek bir sevindik. Yaklasik bir 15 20 dakikalik muhabbetten sonra daha fazla basini yememek ve diger insanlara da tanisma firsati birakmak amaci ile ortamdan uzaklasmis olunsa da dunya tatlisi bir adamla tanismaktan mutlu olarak evimize donduk ve yine belki zilyon kere okudugumuz Sandık İçi’nin cildini bastan sona okuduk; bu sefer yanimizda yazar/cizer’in imzali karikaturu ile; ve anladik ki bazi sandiklarin icerikleri gercekten cok benzer olabiliyor.

Ve hemen akabinde ben en iyisi sandigima donup; dis macununun icindekileri okuyim. Oldu mu ? Olmadi… Demek ki sahibine birakmak; onun yazdiklarini okumak en mantiklisiymis.

Devam Edesice…