Öncesi şurada.

Siyah ve Beyaz arasında tercih yapmam gerekirse Gri’yi seçerim
Giyimime olması gerektiğinden fazla özen gösteririm.
Kot, tişört, spor ayakkabı ve Yıldız Büfe’nin sosislisine verilen paraya acımam.
Taksiye verilen paraya acırım.
Yürümeyi severim (taksi sevmediğimden olsa gerek).
İyi müzik dinlerim.
Dinlediğim müziklerin hiçbir zaman istediğim kadar iyi olmayacağını düşünürüm.
Bazen çelişirim.
Bir şey yapıyorsam mutlaka mantıklı bir açıklaması vardır.
Zeytinyağı gibi değil, ama genellikle bir şekilde üste çıkarım.
Ersin Karabulut kadar iyi çizemem, ama en az O’nun kadar hikayem vardır.
“Sen çocuksun iki tane al” cümlesi yüzünden çikolatadan tiksindim.
“O yemez teyzesi” lafını bir kere bile işitmedim, aksine “bak o nasıl yiyor hapır hupur” ile karşılıklı oturduk.
“Sen beni çok severdin küçükken” diyen 20 yıldır görmediğim teyzelerin aslında hiçbirini sevmezdim.
Hayattaki ilk gurur kaynağım 48’lik Mon Ami Pastel Boya setimdi. Sonra 60’lığını görünce depresyona girdim.
Futbol maçlarında gönüllü olarak kalecilik yapacak kadar naifliğim ve yapmışlığım vardır.
Darth Vader’ın hastasıyımdır, ama bu onun pis bir herif olduğunu değiştirmez.
Peter Jackson’a Glorfindel’i Yüzüklerin Efendisi filmine koymadığı için hala kızgınım, her izleyişimde de daha çok kızıyorum.
Aksesuar hastası bir insanım.
Uğura inanırdım, artık şansa inanıyorum.
Aslında blogger değilim, kendi çapımda yazıyorum, okunma kaygısı taşınmıyorum.
Genellikle ben derdimi anlatamıyor değilim, karşı taraf olaya dert açısı ile bakamıyor.
Her şeye bir bahanesi olan insandan korkarım, çünkü eninde sonunda hikayedeki “puşt” bir şekilde ben olurum.
Anlaşılamamaktan yana değil, genel olarak insanların anlayabilme kapasitesi ve anladığını düşünme eşiği ile sorunum var.
“Çok komik bak bu” diye gösterilen şeylerin %90’ına gülmem.
“Ölümün kıyısında bile olsan inadına gül” sözüne inat muhtemelen öyle bir durumda ağır küfür ederim.
Muhtemelen genel olarak gülme konseptin karşıyım kendi yazdıklarımı okuduğum kadarıyla.
İkiyüzlülüğü sevmem, ama ikiyüzlülüğe inanırım.
Karakterli adamımdır, ama bazen gevşek gevşek yorumlarım olur.
Ağzımın bozuk olmasını küçükken yedirmeye çalıştıkları bamyaya bağlıyorum.
Bulunduğum kabın şeklini alırım, hacim konusunda derin şüphelerim var.
Göbekli olduğumu iddia edenlere “perspektiftendir” der geçerim.
Rakıyı ayranla içerim.
Kavunu sek yerim.
Evdeki huzurun çocuk değil kedi olduğunu düşünürüm.
Başladığım yazıların sonunu getirmek konusunda büyük problemlerim vardır.