Markaların Sosyal Platformlar İle İmtihanı

Son yıllarda artan sosyal mecralar ile bir çok marka çoklu kanal dediğimiz iletişime geçiş yaptı. İletişim kanalı olarak anlık, lokasyon bazlı, görsel ve video temelli olmak üzere bir çok sosyal mecrayı kullanmaya başlayan markalardan bir çoğu da verdikleri hizmetleri kendi yarattıkları dijital platformlara taşıyarak çoklu platform üzerinden hizmet vermeye başladılar. Peki gerçekten bu “kendi yarattıkları” […]




Anneannenin Ölmesi

18 Temmuz 2005’te yazmışım blogumdaki ilk yazımı. Bir gün önce ölen dedem hakkındaymış. Bugünse 21 Ocak 2015. Neredeyse 10 yıl geçmiş. 5 gün önce o yazının diğer kahramanı olan anneannem öldü. Bu yazı da O’nun hakkında olacak. Okusa beğenirdi muhtemelen, zira okumayı severdi rahmetli. Yıllarca subay olan dede ile tüm Türkiye’yi gezmiş, 3 çocuk ve 3 […]




2014 Almanak

Geleneksel Almanak serisinin 2014 versiyonuna başlamadan önce, geçmiş yıllar için yazdıklarım için; 2011 2012 2013 Yoğun bir yıl oldu 2014. Gerek iş, gerekse sosyal hayat olarak hakkını verebildiğim güzel bir yıl olduğunu düşünüyorum. Geçtiğimiz yıl(larda)ki sağlık sorunları bu yıl nispeten daha az olsa da, hala hayatımızdaki etkisini sürdürdü. İş tarafında ise gerçekten içime sinen, başarılı […]




Save The Vinyl – Part III

Konu ile ilgili olarak daha önce 2 yazı yazmışım (aradım da baktım); hani ön bilgi olması açısından onlara şuradan ve şuradan ulaşılabilir. Sanki üzerinden çok zaman geçmiş gibi. Aslında ilk yazının üzerinden de 4,5 yıl geçmiş neredeyse. Şimdi o yazıya bakınca müzik zevkimin ya da koleksiyon anlayışımın ne kadar değiştiğini fark etsem de bunun iyi […]




[Trackspotting]The Endless River (The End)

Albüm çıktığı gün yazmıştım bir çok müzik yazarı şu an albümü dinliyor, ilk inceleme yazısını yazabilmek adına diye. O yazılar bugünlerde ortamlara düşmeye başladılar da bu yazıyı yazmak için biraz beklediğime tekrar şükrettim. Zira okuduklarımın hiçbiri, yeniden bir Pink Floyd albümü dinlemenin mutluluğu, tracklist ve Anisina şarkısı üzerinde biraz durmak dışında “farklı” bir şey anlatmıyordu. […]




Blogger vs Blogger

Türkiye Ligi’nin 2007 -2008 sezonu oynanıyordu ve ben askerdeydim. Gece 2 nöbetine gitmeden önce izlemiştim Deivid’in Chelsea’ye attığı o nefis golü ve nöbete havaya sıka sıka kutlama yaparız geyiği ile gitmiştik arkadaşlar ile. İşte o sezona denk gelen dönemde markaların ve ajansların blogger iletişimi stratejisi yükselişe geçmiş; bloggerlar markalardan daha samimi ve güvenilir oldukları için […]




[Trackspotting]Crippled Black Phoenix – Modern Zaman Pink Floyd’u

Uzun zamandır gerek yaz üşengeçliği, gerek bayram tatili, gerek yine yaz üşengeçliği olsun; bir sürü sebepten dolayı yazmak isteyip de ertelediğim yazıyı yazmak bugüne kısmet oldu. Aslında farklı bir grubu (Stoned Jesus) yazacaktım; fakat içimden nedense Crippled Black Phoenix geldi ve onu yazmaya karar verdim. Trackspotting konseptli bu yazımda, benim modern zaman Pink Floyd’u olarak […]




Wer ist ein Berliner? – Bir Berlin Hikayesi – Pt. II

Bu yazı sadece benim gibi müzik manyakları için olan kısmı. Berlin gerçekten müzik ve plak severler için bir cennet. Ben de bu cennetten yüklü miktarda faydalandığımı düşünüyorum. Aşağıda aldığım plakların listesini paylaşıyorum (Mert Göçay’ın hoşuna gidebilir). Barclay James Harvest Barclay James Harvest GDR – 1st Press – AMIGA – 1985 Barclay James Harvest Eyes of […]




Wer ist ein Berliner? – Bir Berlin Hikayesi – Pt. I

Geçtiğimiz Ekim’deki Londra yolculuğundan sonra açıkçası başka hiçbir şehri Londra kadar sevemeyeceğimi düşünerek evime dönmüştüm. Uzatmaya gerek yok, yanılmışım (bir kere trafik doğru taraftan akıyor arkadaş). Uçak biletlerimizi, otel rezervasyonumuzu ve hatta müze biletlerimizi bile aylar öncesinden alarak başladığımız Berlin yolculuğu sürecimizde belki ilk defa turistik gezi amacı ile gittiğimiz bir şehrin gerçek hayatını bu […]




365

Tam 1 yıl önce bugün yazdığım yazıyı buraya eklemek istiyorum önce. Bu yazıyı yazmaya başlamadan önce ben de onu okudum ve geçen 365 günün bana ne kattığını, benden ne götürdüğünü anlamaya çalıştım (ironinin büyüğü bu olsa gerek ki, tam da artık “aslında doğumgünü kutlamaları da bir yere kadar” tadında bir giriş yapacakken Bonnyfood’dan kek/kurabiye geldi). […]