Ben Aslında Spawn’ım, Ama Tahtım Eridi

Yanlızlığın anlaşıldığı bazı anlar vardır. Cep telefonunun şarjının aslında o kadar kaliteli olduğundan değil de, kimse aramadığı için uzun süre gitmesi, konuşmaya hasret kalıp kedi ile rakı sofrası kurmak, yemeklere isim takıp onları yemeden önce son anlarında samimi şekilde muhabbet etmek… Evet, bunların hepsini ben yaşadım. Ama bu yazıda, yanlızlığı ilk farkettiğim andan bahsedicem. 27 […]




Bildiri “Bloguma Dokunma!”

“…Bir ülkenin internet deneyimi ve tarihinin sansürlerle anılması çok trajikomik bir durumdur. İnternetin özü olan birey haklarının ve bireysel özgürlüklerin kısıtlanması, sosyal medya dünyasının özüne tamamen aykırıdır. Bizler; Türkiye’nin dört bir yanından profesyonel veya amatör olarak blog tutanlar, internette günlük yaşantılarını ve birikimlerini ve deneyimlerini diğer insanlarla paylaşma hevesiyle tutuşan herkes, gelişmeleri endişe içinde izlemekteyiz. […]




Bir Hate-mark Yaratmak

Bu mevzu üzerine aslında yazı yazıp goygoyculuk yapmayacaktım. Sadece #blogumadokunma hashtag’i kullanarak sosyal medya üzerinde protesto edicektim, fakat şu an 5N1K’daki açıklamayı dinleyince bir şeyler yazmak ihtiyacı hissettim ve bunlar iyi şeyler olmayacak. Öncelikli olarak çalıştığım sektör dolayısı ile müşterilerin tepkileri konusunda anlayış sahibiyim. Ne kadar hizmet adı altında müşteriye odaklanılıyor olsa da, asıl amaç […]




Mutluluk

80 ve 90’larda çocuk olanlar hatırlar muhtemelen Coca Cola2nın 1 litrelik cam şişesini. Kiminin annesi içine yağ koymuştur, kiminin buz dolabında soğuk su deposu olarak kullanılmış, sürahiden kâr ettirmiştir. İşte o cam şişeler yine satışa çıktı. İki tane aldım, satışta olduğu sürece de almaya devam etmeyi planlıyorum. Ultra modern evimde(!) adeta 80’lere 90’lara dönüş yaşayıp […]




Eşyalardan Hikayeler #1

Herkesin çocukken evinde karıştırmaktan zevk aldığı, içinde he zaman yeni ve ilginç bir şeyler bulabildiği en az bir çekmece olmuştur (ne şanslıyım ki benim 4-5 tane vardı bunlardan). 11 yaşıma kadar okula daha rahat gidip gelmek için anneannemlerde kaldığım dönemde, salondaki büfenin çekmecesi ve içinden çıkan dedemin zamanında Amerika’dan getirdiği etiket makinası ve onun etiketlerinden; […]




Holmes – House – Holmes

Sherlock Holmes – Gregory House benzerliğini ilk kez http://www.housemd-guide.com/holmesian.php adresindeki yazıyı okurken detaylı olarak farketmiştim. Daha sonra 2010 yılında Guy Ritchie’nin Sherlock Holmes filmini izledikten sonra, kendisinin kesinlikle House karakterinden faydalandığını düşünmüştüm. Bir nebze Holmes – House – Holmes olmuştu formülasyon. Fakat bu yazıda mevzu bahis Holmes, kesinlikle R. Downey Jr’ın hayat verdiği Holmes değil. […]




Basitliğin Gerçekliğe Doyması

Dünyanın en iyi adamı değilim. Olmak gibi de bir çabam yok (Bir yerlere daha önce yazmış olabilirim muhtemelen). Ama kötü bir adam oladığımdan net eminim. Kötü adamların arasında kalmışlığım da yok halbuki <buraya gönderme gelecek>. Hayatım boyunca hazır cevaptım. Her şeye verecek bir cevabım vardı. Genellikle mantıklı olan anlarda vermeyi, diğerlerinde susmayı tercih ederdim. Zira […]




“London Fuck Offness”

Prologue (Başlığa daha sonra gelicem) Hayatımın her döneminde yaşım ile alakalı olarak komik bulduğum insanlar oldu. Komik bulduğum insanlar derken filmlerini izlediğim, şovlarını izlediğim vesaire… Çok küçükken annemlerin de zorlaması ile Jerry Lewis filmleri izlerdim. Daha sonra Peter Sellers geldi. Hoş, Peter Seller’ın hala ağır bir hayranıyım; fakat zamanında Ersin’in de Sandık İçi’nde çizdiği gibi […]




Bu Bir Spor Yazısı Değildir

Hayatımda iki kere tuttuğum basket takımının formasını aldım. İlki 90’lı yıllarda İbrahim Kutluay’ın formasıydı. İkincisi de geçen sene Damir Mrsic’inki. Kendimden utanmasam bu sene de Roko Ukiç’in forması ile beraber Diana Taurasi’nin formasını almayı planlıyordum. En kötü ihtimalle Ece giyerdi zaten… Dünyanın en iyi bayan basketbol oyuncusu diyorlardı Taurasi için. Yıllardır süre gelen planlama ile, […]




İlkokul #1

Hatirlanabilecek belki ilk bilincli anilardir ilkokul anilari. Bazi zamanlarda ilkokul anilarindan ziyade kendilerine ilkokul travmalari denir. İlk defa sosyal bir ortama girip, bir aksilik olmazsa en azindan bir bes yil kadar ayni arkadaslar ve ayni ogretmenler ile beraber olup, hayatin ilk kayda deger anilarin yasandigi yerdir ilkokul bu yuzden. Simdi aslinda ben sozluge gunluk tarzinda […]