Hoşgeldin Çocuk (Hayır İşin Aslı Öyle Değil!)

Popomundo oynadığımız dönemde “ay haftaya Londra’da konser var, doğum da sonraki hafta, ordan da Dubrovnik’e geçicez” muhabbetlerine karşılık aldığımız tepkiler belki de dünyanın en dumur tepkileriydi. Konudan bihaber insanların “oha kadın hamile ama zerre kilo almamış, hem de iki hafta sonra doğuracak, üstüne bir de konsere çıkıyor” misali bakışları, gözbebeklerinin büyümesi ve adeta suratlarınan okunan […]




Çakma İmparator, Komik Kral ve Türlü Yalakaları

Spor tarihi için en kara lekenin başlangıcını bu sabah Burgaz Ada’da kahvaltı ederken öğrendim. Hıncal Uluç gibi giriyorum ki taraflılığım anlaşılsın. Daha hatalı doping skandalının üzerinden yıl geçmemişti. Deopingçi ilan ettikleri sporcuyu transfer etmelerinin üzerinden ise en fazla 3 ay… Ama çakma imparatorları geri gelmişti -çakma, zira Türk Futbol Tarihi’ndeki tek imparator Oğuz Çetin’dir-; kral […]




Çünkü…

Çok yazıldı geçtiğimiz hafta bu konu üzerine. Yazmak istemedim, fakat bir yere kadar sabredebildim ve yazacağım. Konu Ekşi Sözlük’ten ifade vermeye çağırılan yazarlar ve Ekşi Sözlük’ün bu kişilere haber vermemesi ve savunmaması. Ergen gibi “ama savunmaları lazım hocu, bizim sayemizde ayakta duruyorlar!” diyecekler öne şu hukuksal metni okusun, anlamadılar ise yazının devamını hiç okumasına gerek […]




Türk Dizileri İçin Yeni Milad

Evleneli çok olmamıştı. Televizyonda kanalları gezerken Behzat Ç’nin fragmanına rastladım. Hani şu kovalama sahnesinde aracın benzini bitip de Ankara havası oynamaya başladıkları. O gün kafamdan geçen ilk düşünceyi hatırlıyorum; “Saçma”. Tabi bu düşünce kafamdan geçerken Emrah Serbes hakkında bir fikrim yoktu. Erdal Beşikçioğlu’nu ise sadece Vali’den tanıyordum. Biz polisiyeyi CSI serilerinden öğrenen bir nesiliz CNBC-e’den. […]




Rakı Festivali Dediğin…

“Böyle olur”. Bu yazıyı hem bir görevli, hem de katılımcı olarak yazıyor olacağım. Bir gün gibi geçen bir festivalin aslında çok öncesi vardı. BiBüyükBlog’un tasarlanmasıdan, bilet kazananlar ile festival alanında muhabbet edilmesinde kadar geçen çok uzun bir süre. Zorlu, fakat bir o kadar da eğlenceli olan, hepimizin kendi işlerinden bir süre feragat edip üzerine eğilmesi […]




Çünkü Burası ‘Ben’im

Aslında çok iyi yazılar yazabilirim. Bir edebiyatçı kadar kelimelere hakim olmasam da kendi tarzımda bir anlatımım vardır ve iyi yazdığımı düşünürüm. Orta 2’de babaannem öldüğünde bir kompozisyon yazmıştım Türkçe dersinde. Türkçe öğretmenimiz o kadar beğenmişti ki bu yazıyı, o yıl sonunda öğrencilerin kompozisyonlarından oluşan bir kitapta yayınlamak istemişti. Defterimi kendisine teslim etmiştim. Sonra yayınlandı mı […]




Erkeklerin Futbol Hafızası – 2

Cannes maçını hatırlarım Fenerbahçe’nin. Fransa’da 4-0 yenilmiştik. Burada da tarife değişmemiş ve 1-5 kaybetmiştik maçı. İşte o 1-5’lik maç günü, mavi Serçe’mizle Fenerbahçe Stadyumu’nu ordan geçiyorduk maç bittikten hemen sonra. Babam camdan sarkıp maçın skorunu sordu. 1-5 cevabını alınca bizim golu kimin attığını sordu. Tayfur dediler. 2 numaralı formayı giyerdi. Genç ve iyi topçuydu ama […]




“Kol Saati Severim”

İlkokuldayken dört bayram boyunca biriktirdiğim 425.000 lira ile Metro’dan pusulalı, kronometreli, hız ölçen Casio’mu almam ile başladı kol saati aşkım. O saati kaybetmem ile büyük bir sekteye uğramış ve uzuncana bir süre “malının değerini bilmiyorsun” anafikirli çalışmalar eşliğinde yeni bir kol saati tarafıma alınmamış olsa da, geçen zaman içerisinde malımın kıymetini öylesine bildim ki kayda […]




Düzen mi Dağınıklıktan Çıkar, Dağınıklık mı Düzenden Çıkar?

Karakter gereği düzenli bir insanımdır. Derli toplu değil, ama düzenli. Karmaşıklığı ve kaotikliği severim. Boş duvarlara sahip olacağıma, düzensiz şekilde asılmış posterler olan duvarları; süper minimalist bir kütüphaneye sahip olacağıma gelişi güzel, ama kendi içinde tutarlı yerleştirilmiş; kitapların ikişer sıra halinde durduğu daha karakterli bir kütüphaneyi tercih etmişimdir hep. Truffy diye bir mevzu vardı eskiden. […]




UYAN!

O zamanlar vatan sevgisi vardı. Vatanını kurtarmak için kolundaki bileziği, parmağındaki yüzüğü çıkartıp verebilecek kadar sevgisi vardı insanların. Bir’lik vardı, beraberlik vardı. Bugünkü gibi onun kolundaki bileziği almak için binbir türlü oyun, kendi cebini doldurmak için yapılan türlü Ali Cengiz oyunları yoktu. Hani hep derler, “Atatürk çok ileri görüşlüydü” diye. Sadece Gençliğe Hitabe‘yi okumak yeterli […]