2 saat 45 dakika var daha. Ama ben şimdiden bu yazıyı yazacağım. Bu aralar ne zaman ne olacağı pek belli olmuyor.

Bugün 30 yılımı doldurdum bir insan evladı olarak. En azından bu 30 yılın büyük kısmında hayvanelik etmeyip, insan evladı olmaya çalıştım. Son üç yılki sakal tecrübemden yola çıkarak, son zamanlarda çok başarılı olmadığımı söyleyebilirim.

Çok büyük geliyordu 30 yaş bize eskiden. Belki o dönemin aile yapısından, belki bizim bakış açımızdan; ama yaş otuz diyince kafada canlanan karakter gömlek-kravat takıp elinde çantası (çanta muhtemelen babamdan gelen bir imaj), gözünde de opsiyonel olarak gözlüğü ile işe gidip gelen; akşamları ajans izleyip haftasonları piknik yapan bir adamdı. Bunlar çok muhtemel, 20-25 yıl önce benimkiler yaklaşık 30 yaşındayken yaşadıklarımızdan yola çıkarak düşündüğüm şeyler.

image by Dani Kohen

Öte yandan bugün, tam şu anda kendime bakıyorum. Gömlek desen ben dükkana girince markalar gömlekleri kaldırıyor. Kravat desen en son kimin düğününde, hangisini taktım haberim yok. Çanta desen bildiğin sırt çantası, gözlük desen Ray-Ban güneş gözlüğü ancak -çok şükür gözler sağlam ama. Sokaktaki adam beni görse “Hangi okula gidiyorsun?” diye soruyor. Onlar bile inanmıyor bazen yaşıma, ben nasıl inanayım değil mi? Neyse çok gereksiz geyik ve Ekşi Sözlük entry’si kıvamında oldu. Toparlamak lazım anafikri…

Bazı insanlar vardır, doğumgünü falan kutlamaz, ki saygı duyarım. Ama bizde nedense hep şenlikli kutlamalar olmasına alıştık. Aile ile, arkadaşlar ile, öteki arkadaşlar ile, iş arkadaşları ile, kendi kendime falan… Bir veya daha fazla kutlamalar olurdu bizde hep. Ece’nin doğumgününün de 17 Nisan olmasından sebep, son 8 yıldır hep büyük kutlamalar yaptık hatta. Bir düğün olmasa da, hayalimdeki otuz yaş doğumgünüm, 18. yaş günümdekinin daha olgunuydu aslında. Daha oturmuş zevkler ve bu yaşa kadar gelmemde emek sahibi olan arkadaşlar ve aile bireyleri/dostları ile çok da sessiz olmayan, ama kararında bir kutlama. Ama tabii ki bazı şeyler hep hayallerde kalır ya, bu da öyle oldu işte.

Bir üst paragrafta bahsettiğim bu yaşa kadar gelmemde emek sahibi olan arkadaşlar ve aile bireyleri/dostları ile kısmında en büyük paylardan birine sahip olan anneannemin iki hafta önceki ciddi rahatsızlığı ile başlayan süreç, benim kendime yakışanı giyme kararım ile kaptığım bronşit/faranjit kırması ile devam etti. Aslında işin özüne bakarsan zaten kutlama havasında olmamamıza rağmen, üzerine bir de nefes alamayacak kadar hastalanarak tüy diktik. İşin daha kötüsü, hasta olduğum için kutlama yapamama kısmını geçtim, hastaneye gidip anneannemi de göremiyorum. Komik değil, traji-komik.

Bugün, yaklaşık 2 saat sonra ben 30 yaşımı dolduracağım. Çok şükür büyük bir pişmanlığım olmadı hiç bugüne kadar. Geri dönülemeyecek bir hata yapmadım, hem kendi hayatım, hem de iş hayatım ile ilgili kararları alırken. Bu yaşıma kadar koyduğum hedeflerin hepsini olmasa da, bir kısmını tamamladım. Kendi hayatımı kurdum, kendi yolumu çizdim vesaire (bu kelime Dani için). Varsın bir yıl da kutlama yapmayıvereyim, çok da mühim değil. Önemli bir yaştı 30 benim için, ama sonuçta iki hneli bir rakamdan daha önemli şeyler de olduğunu bugün, doğumgünümde öğrenmiş olmam ironilerin şahı oldu hayatımda.

Ben bugün otuz yaşıma basıyorum. Bir şekilde. Hala çikolatalı pasta sevmiyorum (mesaj kaygılı son).