Mayıs 2010’da başladı TurkNet çalışma hayatım. Bahtsız başlamış olan iş hayatımın bahtlı gitmesi yolundaki ilk adım olarak yerini almıştı kariyer adımlarım üzerinde. Bugün takvime bakınca 1 yılın nasıl geçtiğini düşünmeden etmenin mümkün olmadığını çok net bir şekilde anlıyorum.

TurkNet’teki çalışma saatlerimin sonlarına yaklaşırken çalışma masama baktığımda adeta bir yılın yaşanmışlığını hissetmenin mutluluğunu görürken, 1-2 saat içinde bir çoğunun sırtçantamdaki yerini alarak kanımca yuvalarından uzaklaşacak olmasının da hüznünü hissetmiyor değilim. Öyle ki panomda asılı olan her bir rozetin, ilanın, notun hangi gün, ne sebeple asıldığını hatırlıyorum. İşin daha ilginci, 1 yıl gibi kısa bir süre içerisinde bu kadar hatıraya sahip olabilmek bile güzel bir his.

Bana cok şey kattı TurkNet. Gerçek anlamda iş hayatının içinde yaşamam gereken herşeyi yaşadım. Sadece kendi işimi değil (Ürün Destek Uzmanı), diğer tonla departmanın da işlerinin yapılması konusunda görev aldım. Hatta bir dönem Turk.Net Portal editörlüğünü bile yaptım -ki hakkaten en beceremediğim olay oydu muhtemelen. Standard işlerin dışında olmayan langort yeteneğim konusunda kendimi geliştirdiğim aşikar. Ne kadar Süper Lig kalitesinde olmasam da adeta Bank Asya Ligi’nin dişli takimlarindan hallice bir hale geldiğim kesin. Arkadaşlık, dostluk falan ise bambaşka. Yegane pişmanlığım çalışma arkadaşlarımdan ayrılmak olacak muhtemelen, fakat bazen şartların gerektirdikleri bazı şeyleri bırakmayı gerektirebiliyor. Zaten 200 metre öteye giden bir insan olarak kendileri ile kopmayacağım aşikar (Yanlız iki adet Murat akşam 8’den itibaren beni tanımayacaklarmış, yapacak bir şey yok). Bir de Gaziantep çok feciydi, ki zaman bulur bulmaz geç kalmış bir Gaziantep yazısı da yazmam gerekiyor o kesin.

Açıkçası güzel hatıralar ve tecrübeler ile ayrıldığım için bir pişmanlığım yok. Yaptığım her şey, kendimi istediğim alanlarda geliştirmeme ve istediğim kariyer planında bana fayda sağlamama yardımcı olacak. Hani bazı şirketler vardır, kaçarcasına ayrılır; çalıştığın her güne, beraber çalıştığın insanların her birine lanet edersin ya; bu tecrübem kesinlikle böyle değil; hatta uzun cümle kurmamak adına “tam tersi” diyerek özetlemem yeterli olacaktır.

Pazartesi belki de hayatımda aldığım ilk ve büyük risklerden birini hayata geçirerek yeni işime başlıyorum; ara vermeden. Fakat dediğim gibi, garip bir şekilde ne bir pişmanlığım, ne bir mutsuzluğum, ne de soru işaretim var. Sebebi de muhtemelen bugüne kadar beraber çalıştığım ve bundan sonra beraber çalışacağım insanların bana vermiş olduğu güvendir. O yüzden ne kadar teşekkür etsem azdır. Şimdilik ise, en azından TurkNet için “Mission Accomplished!” demek benim için yanlış olmaz. Bölüm sonu canavarı olmayan bir oyundu TurkNet benim için ve en yüksek puanı alamasam da başarı ile oyunu bitirdiğime inanıyorum. Artık oyunun yeni bölümlerini oynamanın zamanı…