Kötü birseydir geride birakilmak. Mecaz ya da gercek her anlamda kötüdür. Bir yere giderken götürülmemek, evde birakilmak, en basitinden gelmenizin istenmemesi. Derin yaralara yol acar bunyede, istenmeyen insan oldugunu varsayarsiniz; kendinizi istemezsiniz; dislarsiniz; dislanirsiniz…

Bir telefon kdaar uzaginizdadir davet. Aslinda herzaman davet etmek icin degil, nezaketen de olsa yine bir telefon kadar uzaginizdadir. Ki birçok insan bunun nezaketen oldugunu anlar ve kibarca “sadece” tesekkur eder. Fakat kimi zaman bir telefon bile zor gelir insana. Akla gelmez, zaman olmaz, unutulur; ya da en basitinden usenilir. Ama aranmaz. Ve hemen akabinde gelen “neredesin?” sorusunun cevabi her daim hüsran olur. “Niye?” diye sormazsiniz kendinize, cunku dusunmek istemezsiniz. Nefret ettiginiz birsey olmustur, ustune gitmezsiniz ki daha fazla nefret etmeyesiniz… Durumdan, kisiden, ortamdan, kendinizden… Hemen akabinde “ama…” ile baslayan cumleler kurulmaya baslanir “bahane” basligi altinda incelenen; “ama” hicbiri yerini tutmaz beraber gececek o zamanin; cunku siz onla olmayi, onla gececek zamani dusunup; ondan bir telefon beklerken; o size sadece “ama” larini sunmaktadir.

Ve kim bilir, belki yarin öleceginiz dunyada, onunla gecirilicek bir zamandan daha “mahrum” olmussunuzdur.

“ama…” lar yetmez ki…