İhtiyacı olan birine yardım yapılmasının hep sessiz yapılmasından yana bir insan olmuşumdur. Zira bu şekilde, yardıma ihtiyacı olan kişiyi rencide etmemekle birlikte, kendimi överek tarafıma duyulacak yapay bir saygıdan da kurtulmuş olacağımı düşünüyorum. Buna ek olarak yardım denen şeyin de çıkar beklemeden, karşılıksız yapılması gerekliliği muhtemelen sadece benim tarafımdan değil, toplum tarafından da kabul edilmiş bir gerçek olsa gerek.

Çok değil, geçtiğimiz yıl Onur Air bir sosyal medya fail study’e imza atarak, sosyal sorumluluk ve yardım kampanyası adı altında sebebini anlayamadığım bir şekilde Facebook sayfasını beğendirme konseptli bir proje yaparak yüksek derecede tepki çekmişti.  Detayları yazmaya gerek yok. İlgilenen Google’dan araştırıp bulabilir.

Yine çok değil, geçtiğimiz hafta MamaSepeti.Com adlı site aynı kurguda bir proje yaptı. Ekran görüntülerini almış olmam muhtemelen benim şansım ki tüm detayları ile anlatabileceğim burada.

NOT : Bu görselin iç kısmına gelen tepkiler sonrasında “300.000 kişiye ulaşamazsak beğenen kişi sayısı x 10 gr mama yardımı yapılacaktır” ibaresi eklenmişti.

Kampanya görseli yukarda. Kampanyanın özeti şu; MamaSepeti.Com Facebook sayfasındaki takipçilerini arttırmak istiyor (kampanya öncesi 7,500-8,000 aralığında). Ve muhtemelen bunu da insanların acındırma duygusunu en rahat nasıl kullanırım fikrinden yola çıkarak bir yardım kampanyası şeklinde düzenlemeye karar veriyor. Bu kampanyada da yine muhtemelen reklam ve isim kullanımı hakkı karşılığı Pedigree ile anlaşıyor.

Kampanya kurgusu şu şekilde; 1 Mayıs’a kadar sayfayı beğenen kişi sayısı 300.000’e ulaşırsa, 10 adet barınağa toplam 6,000 kg mama yardımı yapılacak (basit bir hesap ile “20 gr / beğeni” rakamı çıkıyor). Yine basit bir hesap ile, 15 kg’lık Pedigree mamanın 90 TL olduğunu hesaplarsak “0,06 TL / beğeni” gibi bir rakam çıkıyor. Yani bir “Like” etmenin bedeli 6 kuruş. Bunlar aklımızın bir köşesinde kalsın. Şimdi rakamlara takılmadan devam edelim.

Onur Air, Van Depremi için yaptığı yardım kampanyasında neden tepki görmüştü? Çünkü yardımı reklam ile birleştiriyor ve kendisine çıkar sağlıyordu. Gelen tepkilerden bir tanesini net bir şekilde hatırlıyorum; “Madem bu kadar yardım yapacaksınız, neden insanların sayfanızı beğenmesini bekliyorsunuz?”. İşte aynen bu şekilde, bu kampanyaya da sordum ben Facebook sayfaları üzerinden. Madem 6,000 kg yardım yapacak mamanız var, neden insanların sayfanızı beğenmesini bekliyorsunuz diye. Kimse cevap vermedi. Muhtemelen gelen tepkiler üzerine de tüm post’lar silinmiş ve sayfa tüketici yorumlarına kapalı hale getirilmiş.

Şimdi aklımızda tuttuğumuz sayılara ve yukarıdaki görselin altında iliştirdiğim nota dikkat edelim. “Beğenen kişi sayısı başına 10 gr yardım yapılacaktır”. Neden? Kampanya kurgusuna göre beğeni başına 20 gr değer biçilmiş. Neden 10 gr? Çünkü tepkiler karşısında acele ve düşünülmeden alınmış bir karar. 300.000 neye göre belirlenmiş? Kimse bilmiyor. Muhtemelen Pedigree’ye “bize ne kadar mama verirsin kampanyada ismin geçerse?” demişler. 6,000 rakamını alınca da gerisini düşünmeden rakamları belirlemişler. Her yanından acemilik akan bir iş. Fakat bir de bunun ikinci aşaması var ki çok daha kötü.

Muhtemelen son iki gün içerisinde kampanyanın değiştirilmesinden sonra sayfa üzerinde bulunan görsel.

“Hani 6,000 kg yardım?” diye sormazlar mı adama? Sayfa üzerinde yapılan Facebook kural ihlallerini geçtim (bahsetmedim bile), ama kurguyu sonradan değiştirerek bir nebze doğru iş yaparken 6,000’den 2,000’e düşürmek o rakamı? Bunun üzerine gelip de çıkar gözetmiyoruz demek mümkün mü? Bence değil. Zira kampanyanın bende uyandırdığı izlenim an itibarı ile “lanet olsun bu tepki gösterenlere, tamam bizi zarara sokmayacak bir miktar bağış yapın yeter”.

Peki ben neden bu kadar tepki gösterdim? Deli miyim ben? Hayır aslında değilim. Ama malesef ki LinkedIn üzerindeki nüfusun %10’unun kendisini “Sosyal Medya Uzmanı” olarak tanıttığı bir ülkede yaşıyoruz. Ben de bu sektör içindeyim. Uzman değilim, ama sektörün içindeyim (zira uzmanlığımı title’ımda paylaşacak kadar da göze sokmaya ihtiyacım yok). Peki kim bu uzmanlar? İşte bu ve bunun gibi projeleri yapan adamlar. Ama takdir etmek de lazım. Bir markayı bu kadar uyutup bu projeyi satabilmek ve yapılabilirliğine inandırmak çok büyük bir pazarlama ve satış yeteneği ister. Evet kesinlikle bir uzmanlık var, ama sosyal medya ya da dijital iletişim değil.

Kampanyayı ilk gördüğümde İsmail Hakkı Polat’a yazmıştım Twitter’dan ; “ülkemizde hala haddinden fazla sosyal medya uzmanı var ve böyle saçma projeler çıkıyor” diye. Kendisi bana “geçecek inşallah:/ ama bunu sağlayacak olan da kullanıcılar!” demiş kelimesi kelimesine. Kendisine ve iyimserliğine saygılarımı sunuyorum buradan. İnşallah dediği gibi olur ve bu da geçer. Fakat bir gerçek var ki, ne kadar geçerse geçsin; bu ve bunun gibi projeler hep tarihte yerini alır, case/fail study olarak derslerde anlatılır. Anlatılacak.