Daha soruşturmanın en başında yazmıştım bu olayın siyasi olduğunu. Düşünsene, Aziz Yıldırım’ın halefim dediği adam bir şekilde TFF Başkanlığı’na getiriliyor, hem de en büyük rakiplerinin teklifiyle. Ve bu adam Fenerbahçe Acıbadem Voleybol Takımı’nın Acıbadem kısmı. İşin ilginci sezon başında Galatasaray Voleybol Takımı da Medical Park ile birleşiyor. Ortakları malum olan Medical Park ile. Akabinde olan olaylar sonucunda Fenerbahçe Acıbadem ortaklığı bitiyor. Evet, geniş açı budur. Bu soruşturma sadece futbol üzerine etkili olmadı.

Dün Dünya Futbol Tarihi’nde belki de en saçma olaylardan biri yaşandı ve daha geçen hafta “delil yoktur” diyen TFF, “UEFA istedi yaptık” diyerek Fenerbahçe’yi Avrupa Kupaları’ndan men etti. Sebebi “CL’nin marka değeri” olarak gösterildi bir zamanların efsanesi olup, şimdilerde Fransa’ya uşaklık etmekten başka bir şey yapmayan Platini tarafından. Yanlız burada çok büyük çatlaklar var. Daha soruşturmanın başına UEFA “iç mesele olduğu için karışmayız” demişti. TFF’nin çözmesi gereken bir meseleydi bu. Peki UEFA temsilcisi niye Türkiye’ye geldi ve niye savcı ile görüştü? UEFA değil miydi spor siyasetten uzak olmalı diyen? Şimdi bizzat soktular siyaseti sporun içine. Fakat en büyük çatlak nokta tabii ki bu değil. 2006 yılında AC Milan’ın şike yaptığı kesinleştiğinde ve ligde -30 puan cezası alıp, sonraki sezona da -9 puan ile başladığında; futbol tartışırken zekası ilkokul 3 seviyesine düşenler için yazayım SORUŞTURMA KAPSAMINDA SUÇLU BULUNDUĞUNDA; CL’ye katılmasında bir sakınca görülmemiş, CL’nin marka değeri konusunda bir dert tasa olmamış ve AC Milan o yıl CL’yi kazanmıştı. Konu AC Milan olunca marka değeri yerlerde olabilir, fakat Fenerbahçe olunca “kaliteyi düşürmeyin piçler!” muamelesi yapılmakta. İşin daha da ironik yanı Fenerbahçe’nin yerine CL’ye giden takım Trabzonspor. Hani başkanı kefaletle serbest bırakılmış olup, şike kapsamında yargılanan Trabzonspor. Daha dün Fenerbahçe, Beşiktaş ve Sivasspor ile küme düşürülecek olan Trabzonspor. Sanki CL’nin marka değerini ağlayarak arttıracaklarmış gibi.

En başta SÖYLEMİŞTİM. Bu dava siyasidir ve Türkiye’de siyaset sporun kalbine girmiştir. Bir kısım insanların üstü çizildiği için ismi lazım değil bir dava ile aynı şekilde içeri alınmışlar, iddianame denen şeyin ensamesi okunmazken çoktan suçlu ilan edilip darağacında aslmışlardır bile. İşin güzeli bu dava ile adeta %60’lık oyun diyeti ödenmiş, yapılan yardımlar ise Faruk Özak dönemindeki gibi örtülü ödenekten değil, bizzat UEFA’dan yapılmıştır (takribi 15-20 milyon Euro). Hala çıkıp “ama Türk Futbolunu temizliyorlar” diyebilecek olanlar ise çok çalışsalar da zeka testlerinde asla başarılı olamayacak bir güruhtur.

Zamanında Galatasaray’ın teknik direktörü Lucescu “Köpekler istedi diye atlar ölmez” demişti. Ama yanlış demiş. Köpekler istedi diye atlar ölür. Olay köpeğin yönetim kademesindeki yerine bağlı. Yeterince büyük köpek isterse olay atlarla bile bitmeyebilir. Ama domuzlar bir şekilde hep ayakta kalır. Çünkü onlar daha eşittir.

Köpekler istedi diye atlar ölebilir, ama atlar iyi ya da kötü bir şekild hatırlanır. Köpeklik ise baki kalır.

NOT : Bu konudan dolayı çok büyük bir tazminat alacak Fenerbahçe ve çok büyük olaylar olacak. Bu ülkede ne sorunlar vardı da iç savaş çıkmadı, ama konu futbol olursa olayın fanatizm ve holiganlık boyutlarından çok daha ileri gideceği bir gerçektir ve bunun tek sorumlusu Fenerbahçe’ye nemalanmaya çalışan güruh ile onların malesef ki kuklalığını yapan TFF Başlanı MAA’dır.