Sevmedigim cok ozelligim vardir. Kendimden tiksindigim anlar da en az o kadar olmustur, olmaya devam edecektir. Fakat bir insanin kendinden nefret etmesi, yillarca cokca sahip oldugunu zannettigi kapasitesinin aslinda o kadar da olmadigini fark etmesi, aslinda cok da iyi olmasi gereken ya da oldugu dusunulen hayatindan nefret etmesi disaridan gorundugu gibi olmuyormus.

Ozellikle yillarca okuduktan sonra, iyi bir cv’ye sahip olduktan sonra, elden gelen herseyi yaptiktan sonra bana tek olumlu cevap veren is imkani su anda yasadigim hayatsa ve paralel bir evrende bile 27 yasinda su halimden daha oteye gitme imkanim yoksa benim artik kendimi avutacak bir seyim kalmamistir. Cevremdeki her arkadasim, benden daha fazla okumus ya da okumamis insanlar az cok bir kariyer sahibiyken, bir sirket e-mailleri varsa, yaptiklari ise saygi duyulabiliyorsa ve is yerlerinde kendilerine az da olsa saygi duyulabiliyorsa o insan benden daha iyi durumdadir. Ve olayin bir ucu kesinlikle para degil, ki benim paraya ihtiyacim yok. Ben en fukara zamanimda bile hayat standardimi tutturabiliyordum, ama en azindan huzurluydum. Simdi bana herkes “ama para kazaniyorsun” diyor. Ben para kazanmiyim, ama huzurlu olayim; kimse bu istegimi ne anliyor, ne de saygi duyabiliyor.

Ben hayatimi sevmiyorum, kendimden yuksek miktarda nefret ediyorum, ama mizacim geregi insanlar beni cok mutlu goruyor ve bu yuzden kendimi anlatamiyorum. Buna mukabil bu yaziyi iki madde ile bitiriyorum ;

1 – Su dakikadan sonra o beni mutlu gosteren mizaci degistiriyorum ki ne kadar darlandigimi anlayin.

2 – Eger 18 yil okul okuduktan sonra, tek girebildigim is buysa oyle ogrenim hayatina da sokayim, delicesine okumak isteyen kendime de.

NOT : Yarin obur gun bir sekilde ölürsem bu yaziyi “zaten bunalmisti, intahar edicekti” diye kullanabilirler. Onu yaparlarsa yapanlara da sokayim.