Apple ürünlerini sevdiğim su götürmez bir gerçek. İki yıldır iPhone 4 –ki iPhone’lar arasında ilk iPhone ile birlikte en iyi ve en yenilikçi modeldir; ve bir yıldır da iPad 2 kullanıyorum. Hatta bugün 3.000 TL civarı bir para bulsam havaya saçacak MacBook Air ve Asus Zenbook arasında gider gelir, muhtemelen MacBook Air’i da alırım. Kesinlikle bir fanboy değilim, ama sadık bir kullanıcıyım denebilir.

Geçtiğimiz günlerde iPhone 5 tanıtıldı. Aslında tanıtımından çok önce başlamıştım konsept videoları izlemeye ve rumourları takip etmeye. Acaba gerçekten yenilikçi bir şeyler getirecek miydi tekrar diye merak etmekten alamıyordum kendimi. Turkcell ile olan kontratımın da Ekim ayında bitecek olmasından ve Platinum müşterilere iPhone 5 satışında da öncelik tanınacağını öğrendiğimden beri benim için bir alternatif olmuştu. Aksi gibi iPhone 4’ten de gayet memnundum. İşte bu memnuniyetimi adeta kırmak istemezcesine, Apple iPhone 5 tanıtıldı ve benim için bir alternatif olmaktan çıktı. Ama neden? İşte o nedeni anlatacağım bu yazıda.

Steve Jobs benim için büyük bir insandır. Sadece Apple’da yaptıklarından değil, tüm iş hayatı boyunca başardıklarından dolayı. Burada bunu anlatmak yerine Stanford üniversitesindeki konuşmasını YouTUBE’dan izlemenizi tavsiye edebilirim. Evet, kendisi benim için büyük bir insandır. Hatta o kadar severim ki kendisini evdeki çalışma masamda kendisinin bir büstü durur. iPhone 4 tanıtımındaki bir kareden alıntılanmış bir büst. Hatta ara ara 2007’deki ilk iPhone lansmanının videosunu açıp izlediğim de doğrudur. Vizyonunu, hakimiyetini, mükemmeliyetçiliğini tekrar tekrar takdir etmek için muhtemelen. Hatta  Google Maps üzerinden Starbucks’ları bulup, en yakın Starbucks’ı arayarak 4.000 adet latte sipariş vermesi ve daha sonra “wrong number, just kidding” diyerek kapatması, önceki cümlede saydığım özellikleri taçlandıran mükemmel bir şovmenlik ve mizah ürünü aslında. İşte o adam öldü. Bir çok kişi, bu kaybın Apple’ı çok derinden sarsacağını düşünüyordu. Ben ise Apple’ın oturmuş bir vizyona ve Jobs’un yarattığı değerleri takip edebilecek bir yapıya sahip olduğunu düşündüğüm için etkisinin çok büyük olmayacağını düşünüyordum. Bugün burada yanıldığını görmek beni üzmedi de diyemem…

Dediğim gibi, ili yıldır iPhone 4 kullanıyorum. İkinci telefonum –iş için- bir Blackberry. Ondan önce de Sony Xperia Neo ve Arc kullanmıştım sırası ile. Özellikle Xperia serisi telefonları kullandığım sırada Android ve IOS’u karşılaştırmak için bol bol vaktim olmuştu ve vardığım sonuç, IOS’un daha fonksiyonel, daha güzel tasarımlı ve “menülerinin” daha kullanıcı dostu olduğuydu. Android ise kişiselleştirilebilme ve buna bağlı bir kullanıcı dostu olma özelliğine sahipti benim için. Zira Nokia E71’den iPhone’a ilk geçişimde hiç zorlanmadan yapabildiğim ayarları, iPhone ile Arc kullanırken yapamaz olmuştum ve bu iPhone’un beni alıştırdığı “basit” arayüzlerden başka bir şey değildi. Fakat ne zaman Arc’tan Blackberry’e geçtim, o zaman da telefonlarımı –ikisini de- kişiselleştirememenin verdiği acıyı yaşadım.

Nedir kişiselleştirme? En basitinden Android’in Widget ekran(lar)ıdır. Wi-Fi, GPS, Bluetooth gibi özellikleri tek tık ile açıp kapatabilmektir benim için. Belki telefonumda bulunan müziklerini (mp3), çağrı sesi yapmak, Bluetooth’tan dosya paylaşabilmek… Ben bunları geçen yıl Android’li Arc’ım ile yapabiliyordum, ki IOS bunun üzerine iki güncelleme yayınladı (IOS5 ve IOS6).

Benim bir (akıllı) telefondan beklentim kesinlikle sosyal medya ile mükemmel bir entegrasyon değil, öncelikli olarak bunu belirtmek istiyorum. Çünkü bunun için uygulamalar var ve o uygulamalar ile zaten en mükemmel entegrasyonu sağlayabiliyorum. Bir diğer olmayan beklentim –altını çizere söylüyorum bunu- notification center denen illetten Facebook Status güncellemek ya da Tweet atmak değil. Zaten adı üstünde, no-ti-fi-ca-ti-on –cen-ter. İşte geçen yıl benim Android ile yapabildiğim şeylerin üzerine çıkan iki IOS versiyonunun da bu özellikleri değil eklememesi, yakınından bile geçememesi sebebi ile iPhone 5 benim için gereksizlikten fazlası olmadı, muhtemelen de olmayacak. Evet, ekranı daha büyük, ama ihtiyacım yok. Evet A6 işlemcinin performansı mükemmel, ama A4 benim için gayet tatminkar. Evet, kamerası çok daha iyi, Full HD çekim yapıyor; 5mp + Instagram’ın kesmediği yerde Canon 550D’mi kullandığım için o da koymuyor. Ama üstünde IOS6 ile geliyor! ….

Bu sabah Ekşi Sözlük’te bir yazı okudum. Kendisine buradan ulaşılabilir. Duydularıma tamamen tercüman olduğu için buradan link vermek istedim kendisine. Son söz olarak ise, Apple Steve Jobs’un yarattığı imajı şu an çok derinden sarstı. Bu kafa ile giderse yıkması da çok muhtemel. Fakat ben, Apple markasını ezelden beri seven bir insan olarak kendilerini toparlayabileceklerine halen inanıyorum ve öyle olmasını da umuyorum. “Artık Galaxy’e geçme zamanı da geldi heralde” sığlığında bir yorum da değil bu. Sadece temenni.

(Fenerbahçe SK kafası ile başladık başlıkta, öyle de bitirelim) Kamuoyuna saygı ile duyurulur.