Ve ilk 10…

Yazının başına buradan ulaşabilirsiniz.
50-26 arasına buradan ulaşabilirsiniz.
25-11 arasına buradan ulaşabilirsiniz.

10. Coldplay – Parachutes : Bu albümün de anlatılmışı şurada mevcut.

9. Muse – Showbiz : Muse’un ilk albümü. Bende yeri farklı. Zamanında param yetmediği için fotokopi kapağı olan bir kopyasını aldığım, ilk zamanlarda sert gelmesine rağmen sonradan sevdiren güzel albüm. Kapağında kadın olduğunu ise üç yıl kadar önce plağını gördüğümde fark ettim. Çok acı.

8. Travis – The Invisible Band : Travis’in bugüne kadar çıkarttığı en iyi albüm. Bu albümden sonra “Hacı biz bıraktık müziği” deseler saygı duyardım. Bundan sonra çıkarttıkları albümler ne kadar güzel olursa olsun, bu albümün yanına bile yaklaşamadı benim gözümde. Sing ve Side gibi hitlerin dışında Last Train, Pipe Dreams ve Dear Diary vardır ki adamı tokatlar. Hele hele B-Side Blue Flashing Light’tan bahsetmiyorum bile –ki bence albümün ve Travis’in en iyi şarkısıdır.

7. RHCP – Californication : Kendi hayatımı bir kenara koyup, sadece yapılmış en iyi albümleri sorsalar söyleyeceklerimden birisi kesinlikle Californication olurdu. Scar Tissue ile başlayan albüm hikayem Road Trippin’i gitarda çalamamam ile devam etti ve yıllardır aynı şekilde devam ediyor. Ne kadar iyi albümler yaparlarsa yapsınlar, içlerinden asla bir Otherside çıkmayacak. Bundan da net bir şekilde eminim.

6. Crippled Black Phoenix – I, Vigilante : İlk 10’un en yeni üyesi. Pink Floyd’un Dark Side of the Moon’unun hemen altında olması da ironik aslında, çünkü sound ve tarz olarak Pink Floyd’a çok benziyorlar. İşin daha ironiği I, Vigilante’nin de Dark Side of the Moon gibi konsept albüm olması. Dinlendiği takdirde ne dediğim çok daha iyi anlaşılacaktır. 2012’de çıkan Mankind albümleri de iyi olmasına, hatta daha önce çıkan tüm albümleri mükemmele yakın olmasına rağmen, 2010 ürünü bu albüm çok başka.

5. Pink Floyd – Dark Side of the Moon : The Wall’dan daha çok sevdiğim bir Pink Floyd albümü varsa, onlardan biri de Dark Side of the Moon’dur. Hep daha samimi gelmiştir bana bu albüm. The Wall’daki agresiflik yoktur. İyi ya da kötüdür tabi, tartışılır. Ama o samimiyet tüm gün bana kendisini dinletebilir.

4. Silverchair – Neon Ballroom : Silverchair’in 1999 çıkışlı albümü. Abartısız TÜM şarkıların MÜKEMMEL olduğu ender albümlerdendir. Ciddi manada içinde tek bir vasat şarkı bile yoktur. Benim için bu albüm Emotion Sickness, Open Fire ve Miss You Love olsa da tüm şarkıları saatlerce loop’da dinleyebilirim. Yapmışlığım da vardır.

3. Jeff Buckley – Grace : Adamın tek albümü. O da böyle bir albüm işte. Hani tek atıp yatmak diye bir deyim vardır ya. O deyim Jeff Buckley için söylenmiş. Tek atmış, sonra yatmış. Mojo Pin ve Lilac Wine’ı bilmeyeni sevmem. Forget Her’ü hiçbir albümüne koymamış olmasına saygı duysam da, bu albümde olması gerekirdi, en çok bu albüme yakışırdı.

2. Dredg – El Cielo : Bazı albümleri anlatmak için kelimeler yetmez ya, bu da onlardan biri. Dinleyin, gerekli yorumu kendiniz yapın.

1. Pink Floyd – Animals : The Wall’dan daha çok sevdiğim bir Pink Floyd albümü varsa, onlardan biri de Dark Side of the Moon’dur demiştim ya; Dark Side of the Moon’dan daha çok sevdiğim bir Pink Floyd albümü varsa o da Animals’dır. Hatta yıllarca Dark  Side of the Moon mu, The Wall mu diye soranlara Animals dediğimde anlamsızca suratıma bakıldı. Sebebini hala çözebilmiş değilim. Fakat Pink Floyd’un benim için en iyi albümü Animals’dır. Belki albüm kapağından, belki Pigs’deki “Ha-haaaa” kısmında duyduğum anlamsız huzurdan dolayı. Fakat kendisi benim için hem Pink Floyd albümleri, hem de benim albümlerim arasında ilk sırada. Listede olmayan Atom Heart Mother alınmasın.

NOT : Bu listeniin müsait bir vaktimde soundtrack’ler için olanını da yapmak lazım.