Belki bir High Fidelity değil, ama yine de ilginç olacağını düşünerek başladım bu yazılar serisine. Hatta sabah işe gelirken “Yağmur altında dinlenecek en iyi üç şarkı!” diye bir düşünce geçmesine sebep oldu kafamdan.

Müzik ile yetenek açısından çok yakın olmasak da, dinleyicilik açısından gayet iyi ilişkilerimiz olmuştur bugüne kadar. Bazen çok piyasa tabir edilen, bazense kimselerin bilmediği grupları/şarkıcıları dinleyen bir mizacım olmasına rağmen, hiçbir zaman “En sevdiğin grup hangisi?” sorusuna da cevap verememişimdir. Bu bağlamda “En sevdiğin albüm/şarkı hangisi?” soruları karşısında nasıl bir dumur yaşayacağımı fark edince üzerine biraz düşünmeye karar verdim. Last FM istatistiklerine göre en sevdiğim grup Pink Floyd’du, hatta daha spesifik olarak Dark Side of the Moon albümü favori albümümdü. Ama acaba gerçekler neydi? Ben oturup bir iş ile uğraşırken arkada ben farkında olmadan çalan müzik benim müzik karakterimi ne kadar değiştiriyordu Last FM üzerinde? Ben de oturdum düşündüm ve kendime göre bir en iyi 50 albüm listesi çıkarttım. Bu liste ya da sıralama, kesinlikle “o ondan daha iyi grup” mantığı ile yazılmadı. Aksine, benim için hayatımdaki yeri, benim müzik zevklerim ve dinleme alışkanlıklarım doğrultusunda, bizzat benim tarafımdan sadece arşivimdeki albümleri inceleyerek hazırlandı. Hatta öyle ki; etki altında kalmamak için listede ilk 50’de bulunmayan Black Light Burns’un Cruel Melody albümünü dinliyorum yazıyı hazırlarken.

Liste 50’den geriye doğru gidiyor. Yani 1 numarayı bu serinin en son yazısında göreceksiniz. Hepsini okumaya üşenirseniz direk oraya bakın diye yazdım bunu. Buna ek olarak, listede olan her şarkı için bir iki cümle yazmaya çalışacağım, neden listede olduğunu anlatmak niyeti ile. Muhtemelen yazamadıklarım ya da bir iki cümleden fazla yazdıklarım olacaktır. Olsun. Fakat  yine üzerine basa basa tekrar ediyorum; bu liste benim listemdir, kendi müzik zevkimi yansıtır ve bazı albümlerin sıralamasına da takılmamak iyi olabilir. Bu kadar açıklama üzerine bana hala “Ama şu albüm varsa bu neden yok?” diye sitem edenlerin okuduğunu anlama yeteneğinden şüphe ederim.

İlk olarak Top 50 içinde kendine yer bulamayan birkaç albümü(alfabetik sıra ile) yazmak istiyorum;

  • Alice in Chains – Dirt : Alice in Chains’in aslında tüm albümlerini severim. Özellikle MTV Unplugged albümleri favorim olsa da, Down in a Hole’un orijinal halinin artısıyla Dirt listeye giremese de, “Sergilenmeye Değer Eser” olarak burada yer aldı.
  •  Arcade Fire – Neon Bible : Arcade Fire her daim dinlediğim bir grup olmasa da, Neon Bible albümü bir şekilde dinlemeye başladığımda beni sıkmadan arka arkaya 3 4 kere dinleyebildiğim bir albüm olmuştur. Fakat en son ne zaman dinlediğimi düşününce, kendi kendime verdiğim cevap onun burada olmasına sebep oldu.
  • Bryan Adams – Waking Up The Neighbours : Dinlediğim ilk yabancı albüm. Bendeki yeri çok özel. Fakat maalesef ki o kadar.
  • Midlake – The Courage of Others : Geçtiğimiz yıllarda dinlediğim en güzel albümlerden. Hatta İstanbul konserlerinde de çok zevk almıştım. Fakat nedense listeye koymak, diğer albümler ile karşıkaltırınca içimden gelmedi.
  • The Gutter Twins – Saturnalia : Gregg Dulli ve Mark Lanegan belki de gelmiş geçmiş en iyi ikililerden birini oluşturuyorlar gerek tarz, gerese sound olarak. Aslında bu albümün burada olması, sadece kendilerine bir saygı duruşu. Zira albüm ne kadar mükemmel olsa da hep bir eksiklik var. Belki de albüme koymadıkları Come Live With Me & Where Did You Sleep Last Night cover’ıdır. Bilmek mümkün değil.
  • The Mayan Factor – 44 : İlginç ve güzel bir tarzları olmasına rağmen, listedeki diğer albümlerin yanında hep bir eksikliği vardı. Albüm olarak çok iyi, ama rakipleri dişliydi.
  • VAST – A Complete Demonstration : VAST aslında albümlerini ayırt etmeden dinlediğim bir grup. Tüm albümleri tarz olarak bana çok yakın olduğu için aslında neden o albümün değil de bu albümün burada olduğunu sorsalar verecek bir cevabım yok.  Fakat bu da dişli rakipere kurban giden bir diğer albüm.
  • Voice of the Seven Woods – An Hour Before Dawn : Shazzam kullanarak keşfettiğim ilk gruplardan. Hatta Kadıköy Hera’da dinlemiştim ilk olarak. Fakat enstrümantal olmasından kaybetti belki, bilmiyorum; ama Top 50’de ek bir enstrümantal albüm olacaksa, o da Grails olabilirdi –ki öyle oldu.

Yazının devamına buradan ulaşabilirsiniz.