Çok yazıldı geçtiğimiz hafta bu konu üzerine. Yazmak istemedim, fakat bir yere kadar sabredebildim ve yazacağım. Konu Ekşi Sözlük’ten ifade vermeye çağırılan yazarlar ve Ekşi Sözlük’ün bu kişilere haber vermemesi ve savunmaması. Ergen gibi “ama savunmaları lazım hocu, bizim sayemizde ayakta duruyorlar!” diyecekler öne şu hukuksal metni okusun, anlamadılar ise yazının devamını hiç okumasına gerek bile yok.

Ekşi Sözlük bir portal olmasının yanında, aynı zamanda Ekşi Teknoloji’ye bağlı bir şirkettir ve her şirket gibi uyması gereken hukuksal zorunluluklar vardır. Bunları zaten yukarıda verdiğim linkteki yazıyı okuyup anlayabilen herkes anlayabilir. Benim burada anlatmaya çalışacağım nokta, Ekşi Sözlük’ün neden yazarlarını savunmayarak doğru yaptığı konusu. Katılan olur, katılmayan olur. Beni ilgilendirmez.

52.000 kişilik Fenerbahce Stadyumu. 1 kişi maçta sahaya madde atıyor. Emniyet bu kişilerin bilgilerini kulüpten talep ediyor. Kulüp veriyor ve süreç başlıyor. Ne Fenerbahçe Kulübü bu kişiye haber veriyor -ki kombine sahiplerinin hepsinin bilgileri ellerinde olduğu için kim olduğunun tespit belli koşullarda imkan dahilinde-, ne de kendisini savunmak gibi bir yükümlülüğe sahip oluyor. Durum birebir aynı değil, fakat benzer. Ekşi Sözlük’ün en altında yazan bir paragraflık yazının konu ile ilgili kısmını okuyalım;

“bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur.”

“Yazılardan yazarları sorumludur” kısmı. Zaten Ekşi Sözlük en başta bunu belirtmiş “biz sizi savunmayacağız, bilginize” şeklinde. Kaldı ki Ekşi Sözlük’ün hiçbir yerinde yazdıklarından dolayı mağdur olan bir kişinin savunulması konusunda bir vaad bulunmamaktadır. Bir çok kişi bunu dünyanın en yüzeysel şekli ile anlayarak “sözlüğü bırakalım” , “entry girmeyelim protesto edelim” tadında bir şeyler yapmaya çalıştı. Fakat olayı o kadaranlayamamış olacaklar ki, neye tepki gösterdiğini geçtim, nasıl ve kime göstereceği konusunda bil bir fikri yok bu insanların.

Ekşi Sözlük’ün bir hukuk ekibi var. Preatorler ve bunlarla beraber çalışan moderatörler. Mevzu bahis entry’ler hukuksal açıdan temiz, yani Sözlük jargonu ile göte girebilecek entry’ler değil. Olay tamamen bir şikayet üzerine “milli ve dini değerlere saygısızlık” gibi saçma sapan bir sebep ile ortaya çıkıyor. Kaldı ki özgür ve sansürsüz bir internet ortamında halkın değerleri, milli değerler vesaire değişkendir. Kimin dini? Kimin milli değeri? Belki ben ateistim? Türk bile değilim, sadece Türkçe’yi çok iyi bilen bir Fransızım? Ateist olmayı suç ilan ediyorlar, ama belki ben ateistim? Benim dini inancıma saygısızlık? Olmaz, onların Allah’ı yok. Büyük ikilem (not : çok şükür, kendi halinde bir müslümanım). Olayın büyüme sebebi de hukuk danışmanlarının sakıncalı bulmadığı halde, savcılık tarafından sakıncalı bulunan bu entry sahiplerinin ifadeye çağırılması. Peki ilginç olan ne? Hukuk danışmanları ve savcılığın farklı görüşleri. Muhtemeln bu hukuk danışmanları Kongo Hukuku okumamışlardır, bildiğin Türk Hukuku’na göre değerlendirilmiştir yazılan yazılar. O zaman? Onu savcılığa sormak lazım gerekmez mi? Gerekir. Tepki? O da savcılığa ve kendi değerlerini herkesin değeri zanneden ve bu şikayette bulunan kim olduu malum kişiye. Ama yok. Türk insan çok klavye delikanlısıdır. Kendini en kestirme yönden öne çıkartacağını düşündüğü, en basidinden Che olacağı yolu seçer. Geniş açıdan bakmayı beceremeyip, dar alanda yaptığı değerlendirme sonucuda Ekşi Sözlük’e “sen haksızsın!” diyebilmek bunu gerektirir çünkü. Akabinde de kendini savunmadığı için çeşitli protesto yolları geliştirir, protest takılır, daha 1 yıldır yazar olup “Ekşi Sözlük çok bozuldu yea!” der. Lan ben 7 yıldır yazıyorum, bozan varsa sensin lan zaten? Sen kimsin 1 yılda Sözlük devrimcisi kesildin lan? Bilgi düzeyin ne ki senin olayı senin açından değerlendirip seni haklı bulalım?

Deniyor ki “Ekşi Sözlük iki yüzlü, yazarlarını savunmuyor, biz her şeyi yapıyoruz”. Hayır, Ekşi Sözlük iki yüzlü değil, bunu bu şekild yorumlayanlar dar. Düşünün ki adama “hakaret kapsamı değişti, artık Türkiye’de yaşamayanlara hakaret edebilirsin” deniyor, adamın ilk yazdığı “o Cristiano Ronaldo’nun anasını avradını….”. Lan peki bu adam ugün İspanya’da. Gelmez ya, yarın öbür gün Türkiye’ye transfer oldu. O zaman ne yapacaksın? Bir de şöyle bir durum var. Ekşi Sözlük yazarlarının büyük kısmı doyumsuz. “Türkiye’de olmayana hakaret edebilirsin” dersin, “Burdakine de edeyim yahu” der. Ayarını kaçırır, ona buna söver. Bu adamların hangi birinin, neyini savunacaksın? Niye savunacaksın? Ben 7 yıldır bir kere bile çaylak olmamışsam kurallara uyduğum için. Limitlerin dışına çıkmak değil, limitleri zorlamıyorum bile. “Buna sövsem ne olur?” merakım yok, çünkü ne olacağını biliyorum. Hukuk denen şeyden az çok haberim var. Çok şükür geniş açıdan bakabiliyorum olaylara.

Konuyu toparlamak gerekirse, birisi gelip bana dese ki “hocu biz bu savcılığı protesto edicez, çünkü hukuken sakıncalı bulunmamış olmasına rağmen bizi ifadeye çağırmış” diye katılırım. Çünkü hukuk, hukuk ile çakışıyor. Kimin hukuku ile kimin hukukunun çarpıştığını yazmaya gerek yok (ifadeye çağırırlar mazallah). Ama gelip de bana “hocu biz bişey yazdık, bizi savunmuyorlar, protesto ediyoruz, ekşi sözlük yazdıklarımdan para kazanmasın” dersen zekandan şüphe ederim, zira en küçük zeka pırıltısı bile göstermeden protestonu “para kazanmasın” ve “üzerimizden geçiniyorlar”‘a bağlayacak kadar sığsındır. Zaten böyle düşünüyorsan yazma, yazma ki gereksiz adam sayısı azalsın, okuduklarımız biraz daha kaliteli olsun. Yönetimin bu konudaki tavrı DOĞRUDUR ve sonuna kadar da destekleyeceğim. Yarın öbür gün Ekşi Sözlük’te yazdığım bir yazı yüzünden de başıma bir şey gelirse kendimi savunmam gerektiğini biliyorum, çünkü altta yazıyor;

“YAZILANLARDAN YAZARLARI SORUMLUDUR”