Analog Müşteri ile Dijital İş Yapmak

Yakın zamanda trend olan “dijitalin yükselişi ile bla bla bla…” mevzusunun en büyük sonucu, istisnasız tüm markaların dijital ortamda yer almak, içerik üretmek, projeler yaratmak ve hatta bunu bir adım ileri götürüp yine son zamanların trendi “real-time marketing” yapmak istemesi oldu. Gerçekten, markalar içinde bulundukları sektöre bakmadan dijitale atlayarak, eczanesinden marangozuna; bazen kuralları hiçe sayarak, […]




Bir Haftasonu Şehri: Küçük Berlin – Viyana

Dibine vurulacak bir vize ve kutlanacak bir evlilik dönümü varsa yapılacak en güzel şeylerden biri hafta sonu kaçamağıydı; bu da en güzel Viyana’da yapılabilirdi. Bu sefer, diğer gezi yazılarından biraz farklı olarak yapıp memnun kaldığımız iki günlük bir Viyana turu (Cuma-Pazar) yazacağım. Olur da yolunuz düşerse faydam dokunsun; Tur Aralığı: Cuma – Pazar Uçuş: THY […]




Bir Adadan Fazlası – Chios (Sakız Adası)

Hollanda sağolsun, Nisan ayındaki gezimiz için vize başvurusu yaptığımızda bizi kırmadı ve 6 aylık vize vermişti. Pasaport elimize geldiği gün o vizenin dibine vurmaya karar vermiştik zaten. İşte o dibe vurmanın ilk adımları Amsterdam, Brüksel ve Brugge’da atıldıktan sonra ikinci adımı da yakın zamanda Türk’lerin tatil cenneti olan Chios (Sakız Adası)’ta atıldı. Tüm olay aslında […]




Avrupa’da Bir Başkent – Brüksel

“Nereden gelir, nereye gidersin en yolcu?” sorusuna cevap olarak ilk yazıya şuradan link vereyim… 1. Gün: Old Market – Brussels Central Amsterdam’dan 13:30 gibi -ve her zamanki gibi dakik- kalkan gerçek hızlı trenimiz 300 km/h ortalama ile 15:00 civarı Brüksel’e ulaştı ve bizi Midi istasyonunda bıraktı. Sanırım Amsterdam’da Zuid’e denk gelen istasyon bu. Otelimiz Central’a […]




Long Live The King – Turuncu Şehir Amsterdam

  Bu yazıyı aslında teorik olarak 1 ay önce yazmam gerekiyordu, fakat izin sonrası işe dönüşün getirdiği yoğunluk o kadar çok oldu ki ancak döndükten 1 ay sonra yazabilecek vakit bulabildim… İşte o yazı! 2015 yılının ilk ve umarım son olmayacak olan durağı oldu bizim için Amsterdam. Aslında Amsterdam-Brüksel-Paris olarak planlanan, fakat sonrasında Paris’i ileri […]




Markaların Sosyal Platformlar İle İmtihanı

Son yıllarda artan sosyal mecralar ile bir çok marka çoklu kanal dediğimiz iletişime geçiş yaptı. İletişim kanalı olarak anlık, lokasyon bazlı, görsel ve video temelli olmak üzere bir çok sosyal mecrayı kullanmaya başlayan markalardan bir çoğu da verdikleri hizmetleri kendi yarattıkları dijital platformlara taşıyarak çoklu platform üzerinden hizmet vermeye başladılar. Peki gerçekten bu “kendi yarattıkları” […]




Save The Vinyl – Part III

Konu ile ilgili olarak daha önce 2 yazı yazmışım (aradım da baktım); hani ön bilgi olması açısından onlara şuradan ve şuradan ulaşılabilir. Sanki üzerinden çok zaman geçmiş gibi. Aslında ilk yazının üzerinden de 4,5 yıl geçmiş neredeyse. Şimdi o yazıya bakınca müzik zevkimin ya da koleksiyon anlayışımın ne kadar değiştiğini fark etsem de bunun iyi […]




Blogger vs Blogger

Türkiye Ligi’nin 2007 -2008 sezonu oynanıyordu ve ben askerdeydim. Gece 2 nöbetine gitmeden önce izlemiştim Deivid’in Chelsea’ye attığı o nefis golü ve nöbete havaya sıka sıka kutlama yaparız geyiği ile gitmiştik arkadaşlar ile. İşte o sezona denk gelen dönemde markaların ve ajansların blogger iletişimi stratejisi yükselişe geçmiş; bloggerlar markalardan daha samimi ve güvenilir oldukları için […]




Ayrımcılığın Sosyetik Tarihi II – Return of the Bölge Müdürü

  Bu konu ile ilgili başlangıç yazısına buradan ulaşabilirsiniz. Saat 11 civarında Akasya Acıbadem Site Yönetimi’nden arandım. Site müdürünün görüşmek istediğini söylediler, kabul ettim. İlginçtir bu sefer karşıma site müdür değil -iyi ki-, Kentsel Hizmetler’in bölge müdürü olan bir bey çıktı (isim vermeyeceğim özel hayata girmemek adına). Yaklaşık yarım saatlik bir konuşmamız oldu. Kendisine konuşmasına […]




Ayrımcılığın Sosyetik Tarihi

  GÜNCELLEME : Konu ile ilgili son yazıya buradan ulaşabilirsiniz. Türkiye yakın tarihinin hatırlayacağı en net ayrımcılık muhtemelen Emre Belözoğlu’nın bir siyahi futbolcuya “f*cking nigga!” demesi ve bu maçın rövanşında yediği uçan tekmeye faul bile verilmemesi olmuştur. Kaldı ki aynı oyuncuya bir sonraki yıl tribünlerden muz sallanmış; ifadesi alınan taraftar “stada yemek için getirmiştim” ifadesi sonrası serbest […]