Hayatımda iki kere tuttuğum basket takımının formasını aldım. İlki 90’lı yıllarda İbrahim Kutluay’ın formasıydı. İkincisi de geçen sene Damir Mrsic’inki. Kendimden utanmasam bu sene de Roko Ukiç’in forması ile beraber Diana Taurasi’nin formasını almayı planlıyordum. En kötü ihtimalle Ece giyerdi zaten…

Dünyanın en iyi bayan basketbol oyuncusu diyorlardı Taurasi için. Yıllardır süre gelen planlama ile, artık Avrupa Şampiyonluğu için adeta “Finish Him!” hamlesiydi Fenerbahçe’nin. Hatta öyle bir kilitlenmişti ki bu takım bu hedefe, Taurasi sözleşme imzalarken “Son kalan taksidimi Avrupa Şampiyonu olunca verirsiniz” demiş ve kendisine olan hayranlık katsayısını yüklü miktarda arttırmıştı. Sonrası ise bilinen olaylar. Doping “skandal”ı ve Fenerbahçe Spor Kulübü’nün doping karşısında isteksiz ve inanmadan da olsa tavizsiz duruşu, dünyanın en iyi kadın basketbolcusuna vurulan bir “dopingçi” damgası.

Dün yapılan açıklama ise çok başka bir boyuta taşıdı olayı. Fenerbahçe’nin en büyük iki silahı bu doping testleri yüzünden takımdan ayrıldıktan sonra, yine kulübün takipçiliği sonrasında ortaya çıkartılan hatalar zinciri ve arkasından gelen “biz bir hata yapmışız” açıklaması. Başlıkta da belirttim, bu bir spor yazısı değil. Taraftar yazısı kesinlikle değil. Utanç üzerine bir yazı. Daha testlerde kullanılmak üzere alınan numunelerden, B numunesi bile açılmamışken “2 yıl ceza alır” diyebilen insanların sporda söz sahibi olduğu bir ülkede, spora yatırım yapmaktan ve başarı kovalamaya çalışmaktan utanmanın yazısı. En basitinden Defne Joy Foster olayında bile “Ne işi varmış evli kadının başka erkeğin evinde?” diyebilenlerin bulunabildiği bir ülkede, “suçluluğu kanıtlanana kadar herkes suçsuzdur” denen bir ülkede, daha suçluluğu kanıtlanmamış bir kadının “dopingçi” ilan edilip “2 yıl ceza alacağı”nın açıklandığı bir ülkede başarı beklemekten bıkmanın yazısı.

İnsanları kategorize etmenin çok basit olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Protesto edince “gerizekalı”, içki içip karşı cinsle ilişki haline girince “<buraya hakaret gelicek>”, anayasaya karşı çıkınca “darbeci”… İşe gelmeyen herşey için bir tabir var ve o tabirler doğru ya da yanlış kullanılmaktan çekinilmiyor. Dopingçisinden darbecisine…

Taurasi’ye yapılan bu olay aslında bu ülkenin gerçeğidir. “Bakın dopingçiymiş! Biz de onu yakaladık ve şimdi itin götüne sokuyoruz!” cümlesini kullanıp, başkalarını rezil ederek kendini büyükmüş gibi gösterme heveslilerinin, kimilerine yaptıkları yalakalıklar ile ileride daha büyük mevkilere çıkma hevesi ile yapılmasından başka bir şey değildir. Ta ki kendi rezillikleri yüzlerine vurulana kadar.

Dedim ya, bu bir spor yazısı değildir, spor yazısı gibi başlayıp, utanç yazısı olarak devam eden, gerçeklerin yazısıdır. Sen o lekeyi sürdükten sonra özür dilesen neye yarar, utanma, arlanma nedir bilmedikten sonra?