Çok uzun zamandır bu yazıyı yazmak istiyordum, fakat araya giren tonla şeyden sonra bugüne nasip oldu (klişe giriş).

Reklam sektörünün birebir içinde olmadığım için net ve kesin bilgi sahibi olmayabilirim, fakat bildiğim ve tahmin ettiğim kadarıyla tüm reklamda müşteriyi yanıltmama ve ürün hakkında doğru bilgi verme zorunluluğu var. İşte bu zorunluluktan yola çıkarak uzuncana bir süredir televizyonlarda dönen Fırat-Pen reklamı üzerine bir yazı yazmak istiyorum. Ama o kadar teorik değil de, biraz da mizahi açıdan. İşte o reklam!

Benim babam finans uzmanı. O yüzdendir ki reklamın başında televizyonda konuşulan şeyler evimizde çok sık konuşulur. Misal babam çok sık olarak altının değerinin uzun vadede çokdeğer kazanacağını söyler. Fakat hiçbir zaman annemden “Hayır Mehmet, yatırımımızı ahşap doğramaya yapalım!” teklifi gelmedi, gelemez de.

Reklamın hemen 10-15. saniyesi gibi “Ne güzel kolye” diye iltifat edilen kadın var. Sarışın olan. Kolye diye bahsedilen şey de boyuna asılan 2,5 altın. Görgüsüzlük adeta. Başka bir şey değil. Fakat reklamın tepe yaptığı nokta bundan sonra geliyor. “Bu dönemde altından daha iyi yatırım aracı var mı?” retorik sorusuna, ev sahibi kadından gelen “VAR!” cümlesi. İşte o an benim finans uzmanı baba ile büyümüş bir çocuk olarak beklentim yabanı fonların ve gümüşün kısa vadedeki getirisi ya da imkan olsa da petrol depolamak gibi bir şans olsa gibi bir konuşma. Ve hemen arkasından beklentilerimi tokatlarcasına gelen “Fıratpen!” cevabı. Aslında doğruluk payı var. Fıratpen hisseleri uzun vadede belki yatırım aracı olabilir. Ama hayır! Bu kadının bahsettiği Fıratpen farklı! Bildiğin doğramadan bahsediyor. Yani kocasının biriktirdiği, yatırım paralarını gidiyor değerlenecek diye doğramaya yatırıyor. Akabinde de eklemeyi unutmuyor; “Ahşabı da neredeyse beyaz fiyatına” diye. Fakat hangisinin uzun vadede daha çok kar getireceği kousundabir açıkama getirmiyor.

Bu reklam ise benim gözümde bittiği yerden sonra hep şu şekilde devam etmiştir. Kadının günü biter ve arkadaşları evlerine gider. Akşam kocası gelir. Karısı yatırımlarını ahşap görünümlü kapıya, pencereye yaptığını büyük bir sevinçle kocasına anlatır. Akabinde kocası pencereden koparttığı ahşap görünüm büyük bir parça Fıratpen ile karısını döver ve aile içi şiddet olur.

Şakayı bir yana bırakırsam bu reklam nereden baksan 1- yıldır (en az) dönüyor televizyonlarda. Her şeyi yasaklamaya pek meraklı olan rekabet kurulları, yayın kurulları bu yanlış bilgi veren ve yanıltmaya pek bir meyilli reklam hakkında neden hiçbir işlem yapmadı, onu merak ediyorum. Ve emin olun ki “Kimse altın yerine pencereye yatırım yapacak kadar salak değildir” sebebi geçerli bir sebep değil, zira hayatının doğrularını televizyondanduyduklarına göre yaşayan bir kesim insanların da varolduğu gerçeği inkar edilemez.

Ve eminim ki “Bunlar çok değerlenecek” diye parasının bir kısmını doğramaya yatırıp güvenli bir yerde saklayan insanlar da var. Hayır bir de kimse bu kadına söylemiyor “Sen manyak mısın ulan? Doğramadan bahsediyorsun sen” diye.

Sen manyak mısın ulan? Doğramadan bahsediyorsun sen!

NOT : Bundan çok güzel bir “Minimalist Saçmalıklar” hikayesi çıkarmış aslında…