Bugün Friendfeed’de gezerken rastladım bu feed’e. Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Cenk Bayrakdar’dan bir kuple gelmiş Turkcell Twitter hesabına. Yanlış demek yanlış olur, zira gerçekten internet sayesinde her türlü bilginin her türlü detayına ulaşabilmek büyük kolaylık ve bunun şehrinde kapsamlı bir kütüphanesi olmayan ya da en azından bir şekilde bilgiye ulaşma imkanı olmayan kişilere sağladığı kolaylık ve katkı yadırganamaz. Peki kişilerin internete ulaşma konusundaki eşitliği için ne söylemek gerekir?

2011 yılında yapılan açıklamaya göre kişi başına düşen milli gelir 15.932$. TL’ye çevrildiğinde 22.000 TL gibi yuvarlak bir hesap yapmakta (tabii ki bu açıklanan miktar, daha gerçekçi resim az sonra). ISP’lerin mevcut paket ve kampanyaları dahilinde, bir yılda internet bağlantısına ödenen miktar -tüm masraflar dahil- 300TL ile 1000TL arasında değişmekte ve ortalamaya vurulduğunda 650 TL etmekte. Yani ayda, yine ortalama olarak, 54 TL.

Açıklanan rakamlardan biraz sapıp Türkiye gerçeği olarak tabir edilen rakamlara dönersek ortaka çıkan tablo ise çok başka şeyler söylüyor. Mesela, 2011 yılı için açıklanan asgari ücret (16 yaşından büyükler için) net 630 TL. Aylık ve yıllık toplam kazanç ise 4 kişilik bir ailede 2 kişinin çalıştığını düşünürsek 1260TL/15120 TL’ye denk gelmekte. Şimdi burada oturup ince ince mutfak masrafı, ev kirası, ihtiyaçlar diye hesapla yapmak istemiyorum; fakat kabaca bir hesap ile 4 kişilik bir aileye aylık 1260 TL gelir ile ortalama 54 TL’den internet veriliyorsa bu ülkede (BTK ve Türk Telekom, sözüm size!) kişilerin internete ulaşma kolaylığı ve eşitliğinden söz etmek mümkün değildir. Yine kabaca bir hesap ile ben, evime aylık giren paranın, 20’de 1’ini internet masafıma vermek durumunda kalıyorum. Aslında “20’de 1’i” diye düşününce çok sorunsuz görünmekte. Hatta 54 TL diyince bile “o da verilmez mi?” diye sordurmakta. Fakat daha fiyat/performans olayından bahsetmedim bile. Bahsetmemek için aşağıdaki görseli kullanmayı tercih ediyorum.

Büyütmek için üzerine tıklayınız.

Tabloyu gördükten sonra zaten mevzu daha detaylı anlaşılacaktır diye düşünüyorum, fakat en basitinden, Polonya’da 7.5 Mbit hıza aylık 13$’lık (20 TL’nin altında) ücret alınmasını örnek olarak alırsak, yine en basit hesap ile bu şartlar altında bu ailenin evine giren 1260 TL’nin 63’te 1’inin internet masrafına gideceğini söylemek gayet mümkün. Ve tabii ki altyapının ve diğer detayların ne olduğunu biliyorum. Zaten her eve 100Mbit bağlansın diye bir talebim de yok.

Şimdi tekrar Cenk Bayrakdar’ın sözüne dönelim. İnternet erişimi demiş, eşitlik demiş. Peki bu şartlar altında kaç kişi internete erişebiliyor da bu eşitliği gerçek anlamı ile yaşayabiliyoruz? Evet, ayda 54 TL verebilecek olan insanlar vardır, hatta belki “Onlar da ayda 20 liralık paketlere girsinler canım!” diyip internete ulaşabilecek insan sayısını daha da arttırabiliriz. Peki o zaman eşitlik bunun neresinde kalır? Evet benim bir iddiam yok “Her eve megabitlerce bağlantı yapılsın, bunu da sudan ucuza satsınlar!” diye. Fakat ortada bir gerçek varken, daha biz ayda 100 TL verdiğimiz 8 MBit’lik bağlantıyı tam olarak kullanamazken eşitlikten ne kadar bahsedebiliriz? Bahsedersek ne kadar tutarlı olur?

George Orwell, Animal Farm’da “Bazı hayvanlar daha eşittir” demişti. Bizim eşitlik kavramımız işte bu sözden ibaret. Bir eşitlik kelimesi var dilimizde ve biz bunu, ne anlama geldiğini tam olarak bilmeden, kafamızdaki genellemeler ve olaya baktığımız açı doğrultusunda kullanıyoruz. Aslında kullanmıyoruz da, tam tabiri ile atıp tutuyoruz.

NOT : Yazıdaki rakamlar, kaynak olarak aldığım sitelerin güncelliği doğrultusunda hatalı olabilir. Ortalama internet erişim fiyatları ise günceldir. Araştırma bizzat kendi tarafımdan yapılmıştır. Daha önce 10 milyon kere üzerine yazılar yazılan bir konu üzerine neden yazmak ihtiyacı duyduğum ise en üstteki görselde ve son paragrafta gizlidir.