Bugünün cocuklarin buyuk cogunlugu bilmez bu deyimi. Cunku yasamamislardir bu anilari. Genellikle evde Playstation ya da Internet basinda gecirdikleri bir cocukluklari oldugu icin ne benim/bizim gibi bahcede, hatta sokak top oynamislardir (cunku hali sahalar ya da oturduklari sitelerin futbol sahalari vardir); ne de “Beyler araba geliyor!” sesini duyar duymaz ayagindaki topu birakip kaldirima kosmustur. Tabi o donem geldikce bizi kaldirima kaciran “Beyler araba” disinda belli basli etkenler daha vardi, o zamanlari ozel yapan. Bunlarin en ozeli apartman hayati, hatta ayni sokakta yasamanin verdigi komsuluk kavramiydi. Yazinin gelisi yaniltmasin, kesinlikle duygusal bir yazi olmayacak bu, zira o hayatin cok spesifik bir kismi olan “Apartman bahçesini milli sınır belleyen bahçe katı teyzeleri” ve onlarin cocuklugumuza etkisi olacak asil konu.

Çocuklugumuza bahçe kavramini sokan teyzelerdir bunlar. Bir firmanin vizyonunu belirlerken kendine “Bizim isimiz nedir arkadasim?” diye sormasi gibi, bu teyzeler de hedefini belirlerken karsisindakine “Bu bahceden misin sen cocugum?” diye sorar.

Bu teyzeler genellikle bahce katinda, arka balkonu bahceye acilan dairelerde otururlar. Genellikle bu balkona acilan oda oturma odasi olup, televizyonun durdugu oda olmakla kalmayip; her daim buram buram pembe dizi kokar; saat 11-12 arasi Drampatelli Ailesi’nin ciftliginin oturma odasi iken; saat 13-15 arasi buram buram Yalan Ruzgari kokan Viktor’un Niki ile takildigi dag evi oluverir. Iste tam o ara Viktor Niki’ye Miki’yi gosterecekken disardan bir feryat duyulur ;

“Pas atsana lan bombosum ben burduuuğğaaaa !”

Akabinde teyzemiz dellenir -hic sasmaz ama, hep teyzedir; hic amca gormedim ben- ; balkona cikar ve power word’lerini kulllanir ;

– oglum niye bagiriyorsunuz!!!
+ ben bagirmiyorum teyze, Mehmet bagiriyo.
– mehmet kim ?
* ben??
– siz bu bahceden misiniz ?
+ …

“Siz bu bahceden misiniz?” sorusu o kadar kilit bir sorudur ki; cocuklari o kadar korkutur ki; cocuklar bir anda kendilerini o bahcede yasayan sarmasik olarak dusunur. O derece korkarlar.. Cunku hep kafalarda o teyzeye “Hayir” dendigi takdirde, supurge ile balkondan atlayacagi ve kovalamaya baslayacagi vardir. Burdan o genclere sesleniyorum, oyle bir sey yok. Ninja mi bu, balkondan atlasin; Foot Askeri gormus Donatello gibi sizi supurge ile kovalasin ?

Velhasil genellikle o apartmanda oturan bir kisinin “Hadi gelin bizim bahcede mac yapalim” demesi ile toplanan 10 kisiden, 9 tanesinin “Hayir ben yan apartmandanim” , “Ben de karsi apartmandanim” ya da ne biliyim “Beni kucukken maymunlar bulmus, buyutmus, o gun bugundur yan bahcede yasiyorum” demesi ile guc kazanan teyze; milli sınırlarını savunur bir eda ile Canakkale Gecilmez taktigi ile “O zaman cikin bu bahceden, gidin kendi bahcenizde oynayin!” der ve karizmaya +5 alarak cocuklar karsisinda ezici ustunluk saglar. Hemen akabinde kendi bahcelerine dogru yol almaya baslayan cocuklarin disinda, o apartmanda oturan ve o bahceden olan kisi -bahceden olmak ne, zambak miyim ben- ; hafif dumur bir durumda ne yapacagini dusunurken, teyze tekrar bagirir ;

“Sen niye duruyorsuuuğğğğooooonnnnn!!!”

Basireti baglanmis cocuk kisisi -tamam daha fazla ucuncu sahis kullanmiyim, benim bu benim- hafif aglamakli, dizleri titreyerek sadece “Ben bu bahcedenim teyze” der. Akabinde teyze milli sınırlarını gavurlardan kurtarmis bir kumandan edasi ile yuzunde bir gülümseme esliginde pencereden/balkondan iceri girer, televizyon karsisina oturur. Viktor’un ustun kahramanlik madalyasi vermesini bekler…

Today’s Trivia : Bir rivayete gore “Keserim topunuzu” deyiminin bu teyzeler tarafindan ortaya cikartildigi, fakat toptan ziyade, korkutmak amaci ile “Hepinizi keserim” anlaminda kullanilmis; zaman icinde agizdan agiza gecerek “Topunuzu keserim” halini almistir.