“İlkokulda sınıf öğretmeninin, kafalarda olusan “kizlarin caliskan, erkeklerin tembel olmasi” onyargisini yikmak amaci ile, bir erkek ogrencinin yazisi guzel ise defterini sinifa gostererek, ya da bir problem cozerekk basarili oldu ise, okumayi ilk sökenlerden biri oldu ise falan; sinifin onunde ayaga kaldirip, diger erkeklere gaz vermesi amaci ile, ibret olmasi amaci ile soyledigi soz ;

“Bakin bu da erkek ! Ama yaziya bakin ! Ne kadar guzel yaziyo ! Siz niye boyle olamiyosunuz !”

Lakin her ne hikmetse, bu sozler sanki gizli bir altyazi tasirmiscasina siniftaki diger erkeklere su sekilde ulasirdi ;

“Ahah bakin lan kiz bu ! Kiz gibi de yazisi var ! Hadi cocuklar siz de soyleyin , kari kari ! Ahahahaha !”

Evet, gel gor ki hic amacina ulasmayan bir cumle olmus, ustune ustluk bir de ornek gosterilen kisi şaka konusu olmustur; adi -ornek veriyorum- “Kiz Necmi” , “Güzel Mehmet” ya da ne biliyim “Bakin Bu Da Erkek Murat” ‘a cikmistir (hayir o Murat ben degilim, benim ilkokulda daha beter dertlerim vardi).”

Dün bir toplantı esnasında tahtayı kullanırken Ercüment’in (Büyükşener) yazısının en az benim yazım kadar güzel olduğunu farkettim. Sonra zamanında Ekşi Sözlük’te bu konu hakkında yazdığım bu ufak hatıra aklıma geldi. Hatta askerde Metin Astsubay’ımızın inanılmaz karakteristik yazısını ilk kez gördüğümde içimden geçirdiğim “Kiz gibi de yazısı varmış” ve hemen arkasından gelen “Acaba yüksek ses ile söylemiş olabilir miyim?” düşüncesi de biraz ön ayak oldu.

Bugünlerde ise hayatımız bilgisayar üzerine kurulmuş durumda malum. Mektup yok, e-mail var; kartpostal yok, Facebook Chat ya da Wall var (hoş yılbaşı kartı atsan 5 Ocak’ta teslim ediliyor, PTT sağolsun); işin kısası defter var, kalem var, ama yazı yazmaya gerek yok. Eskiden üç farklı renk kalem ile rengarenk notlar aldığım o defterler şimdi A4Tech kalvye ile rengarenk boyadığım Excel tablolarına bıraktı yerini. Ki belki ben bile şanslı olan son nesillerdenim.

Ha yukarıda paylaştığım yazı, birilerinin hakkaten güzel olan yazımı görüp dalga geçmesi korkusu üzerine traji-komik bir şekilde bitiyordu ilk yazdığımda. Burada biraz daha farklı bitecek. Zira sırf yazımın hakkaten güzel olduğunu hatırlamak için Moleskin defterimi yanımdan ayırmıyorum, insanlar bakıp da “yazın ne kadar güzelmiş” dediğinde “aha şimdi dalga geçecek galiba”‘dan ziyade, öyle saçma sapan bir sevinç hissediyorum.

İstediğim gibi bitiremedim gerçi bu yazıyı da ama olsun. Klavye ile yazınca güzel olmadı. Aslında el yazım daha güzel.