GÜNCELLEME : Konu ile ilgili son yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Türkiye yakın tarihinin hatırlayacağı en net ayrımcılık muhtemelen Emre Belözoğlu’nın bir siyahi futbolcuya “f*cking nigga!” demesi ve bu maçın rövanşında yediği uçan tekmeye faul bile verilmemesi olmuştur. Kaldı ki aynı oyuncuya bir sonraki yıl tribünlerden muz sallanmış; ifadesi alınan taraftar “stada yemek için getirmiştim” ifadesi sonrası serbest bırakılmıştı. İşte bu iki olay, Türkiye’de ayrımcılığın belki en net ve yakın tarihli iki örneğiydi (Hrant Dink hikayesine girmek bile istemiyorum, zira o hikaye bizi çok farklı bir yere götürebilir). Oysa benim bu yazıyı yazma sebebim ne siyaset, ne futbol. Olayları biraz daha mikro düzeyde inceleyen bir yazı olacak bu.

Yazının konusu gerek yönetim şekli, gerekse yönetenlerin tavırları dolayısı ile Türkiye’nin mikro düzeyde bir yansıması olan Ak-Asya Acıbadem Sitesi ve kendi basiretsizlikleri ile gamsızlıklarının bugün nasıl binlerce insan tarafından bilindiği ve konuşulduğu. Ama çok değil, bundan 3-4 ay öncesine gitmek lazım ilk olarak…

Geçtiğimiz Aralık ayında taşındığımız bu sitede (evet ben bu sitenin bir sakiniyim) yönetim ile ilgili olarak çok fazla sorun yaşandı. Bir çok komşum gerek site, gerekse Saf GYO ile mahkemelik oldular, davalar halen sürmekte. Ben burada bu olayların detaylarını paylaşma ihtiyacı hissetmiyorum; sadece iki küçük anektodu buraya taşıyacağım;

  1. Bir iletişimci olarak bir olay üzerine site yönetiminin müdürü ile 3-4 ay önce  görüştüğümüzde çok açık olarak kendisine “Bu siteyi yönetebilecek kapasitede olmadığını” söylemiştim. Kendisi bana nereden böyle bir kanıya vardığımı sorduğunda aldığı kararların ve insanların ihtiyaçlarını analiz etme yetersizliğinin -ya da edememe- bunu açık ve net bir şekilde gösterdiğini söylemiştim.
  2. İki hafta kadar önce uzun zaman boyunca çözemedikleri bir problem için (yine detaya gerek yok) sinirlenip kendilerine “Sizin gittiğiniz günü göreceğim” demiştim. Umarım bugün yaptıkları bu ayıp bu sürecin başlangıcı olur ve insanların ihtiyaçlarını kavrayamayan insanlar tarafından yönetilmekten kurtulmaya ek olarak, insan yerine koymayı bilen kişiler tarafından yönetilmeye başlar bu site.

 

Dediğim gibi 1 yıldır Ak-Asya Koru Etabı’nda oturmaktayım. Her sabah genellikle 8 olmak üzere servisi kullanırım. Bazen 7 olur, bazen de 9. Akşamları da genellikle 19:30 servisi ile Kadıköy’den eve dönerim. Geçtiğimiz haftalarda site nüfusunun artması ile sitenin hizmet veren bir adet servisi kapasite olarak yetmemeye başladı ve sabah 8-9 servisleri o kadar yoğun oldu ki -evet- bir kaç kez ayakta seyahat etmek zorunda kaldık. Bunun sonucu olarak site yönetimine “servisin yetersiz olduğu ve servis saatlerinin sıklaştırılması gerektiği” üzerine site sakinlerinden talepler yapıldı. Yapanlar da her sabah ve akşam beraber seyahat ettiğim komşularım olduğu için birinci ağızdan aldığım bilgidir ve yalan payı yoktur. Fakat sitenin yönetimini elinde bulunduran Kentsel Hizmetler adlı SAF GYO şirketi “bütçe yetersizliği” sebebi ile bunu gerçekleştiremeyeceğini söylemeye devam etti. Bunu söylerken de 18 aylık denetleme raporunu sunarak bu süreç zarfında topladığı 8 milyon TL aidat parasının yetmediğini, ek olarak site yönetiminin yaklaşık 20 bin TL de zarar da olduğunu belirten belgeyi web sitesine koydu. Dileyenler Ak-Asya Site Yönetimi’nin sitesinden bu belgeye ulaşabilir ve gerçekliğini sorgulayabilir.

Bugün (23.12.2013) yine 19:30 servisine bindim evime dönmek üzere. komşularımdan birisi bu mevzuyu bana anlattığında inanmadım. Daha sonra bu fotoğrafını çektiğim (evet, o internette dolaşan fotoğrafı ben çektim) belgeyi buldum. Yönetim servis şöförüne tüm “yardımcı bayan”lara imzalatması ve bilgi vermesi için bunlardan vermiş. Evimize temizlik için gelen “bayan”ın kağıdını kendime alarak fotoğrafını internet başta olmak üzere tüm yayın organları ile paylaşacağımı belirttim. Yarın sevgili site yöneticimizin bu mesaj başta olmak üzere, bu gece sosyal medyada yaşananları görünce ne yapacağını merak etmiyor da değilim.

Peki konu neden bu kadar büyüdü? Dediğim gibi, site yönetiminin bugüne kadar yapmadığı her şeyi, attığı tüm kazıkları, söylediği tüm yalanları bir kenara bırakıyorum. Bu yapılan insanlık dışıdır. Benim ödediğim aidat ile maaşını alan bir insan suretinin, yine benim tarafımdan maaşı ödenen bir insana “yardımcı bayan” gibi aşağılayıcı bir sıfat takması ve onun ne yapabilip ne yapamayacağına karar vermesi kadar kompleksli bir şey daha varsa bu dünyada; o da aslında kendisinin de benim açımdan bir “yardımcı bayan” olduğunu inkar etmesidir. Evet, site yöneticimiz bir “bayan” ve maaşı ben ve komşularımın aidatları ile ödeniyor. Ne kadar ironik değil mi? Tabii ki kendisi servisi kullanmıyor, çünkü arabası var. Bu yüzden o “yardımcı bayan”lar ile aynı havayı solumak zorunda değil.  Ama düşünceli, bizim de solumamızı istemiyor. Bizi düşünüyor.

Burada yanlış olan ne diye düşünen olabilir. Hala neyi anlamadığını sorgularım, ama yine de olabilir; kabul. Burada yanlış olan yukarıda anlattığım iki anektodun ilkinde gizli; “insanların ihtiyaçlarını anlayamama ve saçma sapan kararlar alma”. Burada gelen talep ihtiyaç doğrultusunda servis saatlerinin arttırılması. Neden? Çünkü daha sık servis demek, daha az kalabalık servisler demek. Peki üretilen çözüm nedir? Kalabalığı azaltmak için “Yukarıdakiler-Aşağıdakiler”e yeni bölüm çekmek, insanları kategorize etmek, kendi yüce varlığını -ya da kim olduğunu- düşünmeden insanları birbirinden ayırmak. Sonuç? Sosyal medyanın maskarası olmak ve muhtemelen -ki olması gereken- sert bir uyarı almak, bence işinden olmak. İşte o zaman da yukarıdaki anektodların ikincisine geleceğiz; “sizin gittiğiniz günü ben göreceğim” -inşallah.

Bugün o fotoğrafı 19:30 civarında Twitter’da paylaştıktan sonra Meriç Kara (@zalambodont) ve Aslı Evren (@asliastari) ile başlayan bir destek ve yayılma süreci oldu. Şu anda sadece benim ve Aslı’nın attığı tweet 200’den fazla kez RT edilmiş; binlerce insan (tanıdığım-tanımadığım) bana mesaj atıyor, konu ile ilgili destek veriyor, binlerce insan Ak-Asya Yönetimi’nin telefonunu paylaşıyor, blogum üzerinden bana ulaşan bir çok komşum destek mesajları ile nasıl yardımcı olabileceklerini soruyor; hatta Ekşi Sözlük’te bile başlığı açılmış, konuşulur hale gelmiş (o da burada). Bu kişilerin hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim, sadece bir fotoğraf üzerinden bu kadar destek, erişim, farkındalık ve yayılım sağladıkları için. Sosyal medya sektöründe çalışan bir insan olarak bir farkındalık sağlayacağımı düşünmüştüm, fakat bu kadar büyüyeceğini gerçekten tahmin etmemiştim. Tekrar teşekkürler.

Peki bundan sonra ne yapabiliriz? Sosyal medya güzel bir mecra. Hep demişimdir, bir krizi yönetmeyi bilmeden önce kriz neden ve nasıl çıkar, hatta nasıl çıkartılır bilmek lazım diye. Şu an bu bir kriz ve bence büyümeye devam ediyor. Bir çok insan bunun bir suç gerekçesi sayılabileceğini ve dava bile açılabileceğini söylüyor, zira içinde ayrımcılığa ek olarak cinsiyetçilik de barındırmaktaymış. Hukuksal tarafta pek bir bilgi sahibi olmadığım için o taraflara giremeyeceğim; fakat yapılabilecek en güzel şey Ak-Asya Site Yönetimi’ne mail, telefon, mektup vesaire yolu ile tepki koymak. Biz site sakinleri olarak zaten bir şekilde bu tepkiyi koyacağız; fakat tepki dışarıdan gelen destekle büyüyebilir. Gerçekten bir destek verilmek isteniyorsa terbiye sınırını aşmadan bu şekilde destek verilebilir.

Bu arada bir konuyu da açıklığa kavuşturmak istiyorum. Bir çok yerde yazılmış; “site sakinleri talep etmiş” diye. Bu tamamen yanlış bir bilgidir. Site sakinlerinin talebi daha sık servis saatleridir. Yönetim bunu “bütçenin yetmemesi” (bence kar marjının düşmesi) sebebi ile yapamadığı için böyle bir uygulamaya gitmiştir. “O.Ç. Zenginler!” gibi yorumlar yapılmış, fakat ne zenginim, ne de belirtilen hakaretin tanımına uyan bir insanım. Kaldı ki insanlık her ne kadar günümüzde opsiyonel gelen bir özellik olsa da, ben standart geldiği dönemlerde doğan bir insan olarak henüz bu özelliğimi kaybetmemiş olduğumu da belirtmek isterim.

Yazıyı burada bitirirken yarın bu haberin en azından bir basılı yayın organına düşeceği umudu ile onların dilinden bir bitiş yapmak isterim. “İŞTE HER ŞEYİ BAŞLATAN O RESİM (ki aslında resim de değil, fotoğraf)”

Ak-Asya Acıbadem Site Yönetimi'nin tebliği (23.12.2013)

Ak-Asya Acıbadem Site Yönetimi’nin tebliği
(23.12.2013)

NOT : Bu yazı ve fotoğraf, kaynak gösterilerek her şekilde izin alınmadan kullanılabilir.