allah belanı versin 2016

Yılın sonun gününde yazmam gereken geleneksel almanak yazımı son dakikada da olsa yazıyorum…

Öncelikle bu yıl bizim için girmesi çok keyifli, geçirmesi çok zor bir yıldı. Her açıdan…

Benim açımdan büyük bunalımlar ile geçmiş olsa da, ortasından itibaren düzelmeye başlayan, sonuna doğru ise az çok düzelen bir yıl oldu.

(OLAMADI)

Neredeyse hiç yazı yazmadım, çünkü içimden yazmak gelmedi. Yazılacak bir tarafı da yoktu. Bok gibi bir yıldı. Belki tek iyi tarafı, Mayıs ayında katıldığım Userspots’da yaşadığım güzel günler ve içinde yer almaktan mutluluk duyduğum projeler oldu.

Çok gezdik, ama hiçbirini yaz(a)madım. Zira dediğim gibi içimden bir kere olsun bir şey yazmak gelmedi. O yüzden bu boktan yıl üzerine yazmaktansa, önümüzdeki yıldan beklentilerimi yazmak daha iyi olur diye düşünüyorum.

Önümüzdeki yıl;

  • Venedik, Berlin ve Münih gezilerimizi anlatan yazıları geç de olsa yazacağım.
  • Arkadaşlarıma, müziğe, kitaba ve çizgi romanlarıma daha çok vakit ayıracağım.
  • Geç de olsa dönüş yaptığım spor programıma (teşekkürler Jatomi, Allah belanı versin) daha sadık bir yıl geçireceğim.
  • Daha sağlıklı bir hayata dönecksnfaldgakjdfgn (nasıl yalan, ben bile inanmadım yazarken).
  • Ve tabii ki plaklarıma -aldığım ve alacağım- daha fazla vakit ayıracağım.

Bu boktan yıl bana, hayatın ne kadar kısa olduğunu kafama vura vura gösterdi. O yüzdendir ki, artık hakkını vererek yaşayacağım.

Boktan bir şekilde ölmemek dileklerimle…

2017’de görüşürüz.

Umarım…


Also published on Medium.